Türkiye Barolar Birliği Dergisi 135.Sayı
114 AİHM Kararları Işığında Kamu Görevlilerinin Grev Hakkı aykırıdır. Ancak, bu hakkın Anayasa’da yer almaması, bu hakkın yasaklandığı anlamına gelmemektedir. Zira bir hakkın Anayasa’da düzenlenmiş olması, bu hakkın Anayasal güvence altında olduğuna ilişkin bir durumdur. Başka bir deyişle, bir hakkı var eden Anayasal güvence değil, bu hakkın uluslararası alanda tanınmış ve kabul edil- miş olmasıdır. Çalışma kapsamında değerlendirme konusu yapılan AİHM içtihatlarında ve değinilen ILO belgeleri doğrultusunda, kamu görevlilerinin grev hakkının mevcudiyeti ve kullanımı hususunda herhangi bir tereddüt olmadığı aşikardır. Bununla beraber, Türk hu- kukundaki durum ilk aşamada kamu görevlilerinin grev hakkının ol- madığı şeklindedir. İlk aşamadan kasıt idarenin uygulamaları ve ilk derece mahkemelerinin kararlarıdır. Zira idare uygulamaları ve ilk derece mahkeme kararlarında, üyesi bulunduğu sendikanın eylem kararına uyarak göreve gelmeyen kamu görevlilerine, disiplin ceza- larının uygulanması gerektiği düşüncesi hakimdir. Ancak, bu disiplin cezaları Danıştay, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru ve AİHM içtihatları nazarında hukuka uygun sayılmamaktadır. Bu mahkeme- lerin görüşü, kamu görevlilerinin toplu eylem hakkının bulunduğu yönündedir. Bahsedilen içtihatlar ışığında mevcudiyeti ve kullanımı hususunda herhangi bir tereddüt olmayan kamu görevlilerinin grev hakkının, Türk hukukunda düzenleme ve idari uygulama anlamında- ki durumunun bir an önce uluslararası belgeler ışığında tekrar değer- lendirilmesi zorunludur. Başta AİHM içtihatları ve ILO belgeleri olmak üzere uluslararası belgelerde güvence altına alınmış olan kamu görevlilerinin grev hak- kı ile ilgili olarak Türk hukuku açısından öncelikle yapılması gereken şey, kamu görevlilerinin grev hakkını güvence altına alacak şekilde bir anayasal düzenlemeye gidilmesidir. Anayasa’nın “Grev Hakkı ve Lo- kavt” başlıklı 54. maddesinin, kamu görevlilerini de kapsayacak şekil- de yeniden düzenlenmesi, bununla beraber kamu görevlilerine özgü yasal düzenlemelerin ve istisnai hükümlerin dayanağının da bu mad- de metninde yer alması gerekecektir. Anayasal güvence altına alınma- sı gereken kamu görevlilerinin grev hakkının, ayrıca yasal düzeydeki mevcut hukuksal engellerden de arındırılması gerekir. Bu bağlamda öncelikle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamındaki grev hakkının yasaklanmasına ve cezalandı-
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy MTQ3OTE1