Türkiye Barolar Birliği Dergisi 135.Sayı
115 TBB Dergisi 2018 (135) Cem Ümit BEYOĞLU rılmasına ilişkin hükümlerin ilga edilmesi gerekmektedir. Ardından, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu kapsamında, grev hakkına ilişkin düzenlemelerin yer alması sağlan- malıdır. Yasal düzeyde düzenleme kapsamında, grev hakkının hangi şartlarda kullanılabileceği, hangi kamu hizmetlerinde kısıtlı kullanıla- bileceği veya kullanılamayacağı, hangi kamu görevlilerinin grev hak- kının kısıtlı olacağı veya yasaklanacağı gibi hususların yer alması ge- rekecektir. Bu bağlamda, halkın güvenliği, sağlığı ve kamu düzeni gibi temel konularda, kişi ve hizmet yönünden bazı sınırlama ve yasakların olması doğal olup, bu istisnaların dar yorumlanması gerekmektedir. Nitekim uluslararası düzenlemeler, kişi yönünden silahlı kuvvetler mensupları, polisler ve devlet yönetimi mensubu kamu görevlilerinin grev hakkının sınırlandırılması veya yasaklanması hususunda dev- letlere yasal düzenleme yapma yetkisi tanımıştır. Hatırlatmak gerekir ki, devletlerin bahsedilen kamu görevlisi kesimlerine sendika hakkı anlamında kısıtlama yetkisi bulunmakta, ancak tamamen yasaklama yetkisi bulunmamaktadır. Bununla beraber, sendika hakkını sınırlama anlamında, grev hakkının yasaklanması mümkün olabilecektir. Zira, gerçekten de ulusal anlamda önem ve hassasiyet arz eden görevlerde bulunan kesimlerin grev yapması pek makul ve yerinde olmayacak- tır. Ancak, önemle vurgulanması gereken husus, bu sınırlamaların dar yorumlanmasıdır. Bununla beraber, kamu hizmetleri açısından, halkın sağlığı, güvenliği ve kamu düzeni açısından “temel hizmetler” sayılan kamu sektörlerinde de, grev hakkının kısıtlanması ve yasaklanması söz konusu olabilecektir. Kişi ve kamu hizmetleri yönünden bu istis- naların, özellikle uluslararası belgelerde yer alan değerlendirmeler ve ölçütler ışığında dar yorumlanması, meşru bir amaç gütmesi, ölçülü ve “demokratik bir toplumda gerekli olması” zorunludur. Düzenleyici işlemler boyutunda yapılması gerekenler uzun va- dede ulaşılabilecek bir çözüm olup, kısa vadede idari uygulamalar kapsamında kamu görevlilerinin grev hakkının tanınması gerekmek- tedir. Bu bağlamda, idarenin düzenleyici işlemleri düzeyinde özellikle genelgeler ile grev hakkını kullanan kamu görevlilerinin mazeret izni kullandığı varsayılmalı ve herhangi bir disiplin cezası uygulanmama- lıdır. Bu doğrultuda, idari yetkililere resmi anlamda bilgilendirme ya- pılması ve gerekirse eğitim programları uygulanarak, grev hakkının
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy MTQ3OTE1