Türkiye Barolar Birliği Dergisi 137.Sayı

198 7139 Sayılı Kanun Kapsamında Ormancılık ve Su Tahsisi ile Arazi Toplulaştırılmasının Anayasallığı Longos su basar ormanlarına hayat veren dere sistemlerinde ör- neği görüldüğü gibi, yabani flora ve fauna ile doğal yaşama ortam- ları, bilhassa nesli tehlikeye düşmüş ve düşebilecek türlerin, özellik- le endemik olanların yaşama ortamlarında da olabilir. Bu bakımdan suyun tahsisi, yabani flora ve faunanın, özellikle nesli tehlikede olan ve endemik olanların yaşama ortamlarına zarar vereceğinden, bu hüküm Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi’nin 1, 2, 3, 4, 5, 6 ve 7. maddelerine aykırıdır. Türkiye’nin pek çok yerinde çok nadide örnekleri bulunan su kuş- ları yaşama ortamı veya daha genel bir ifade ile bütün sulak alanların ve onlara bağlı bitki ve hayvan topluluklarının yaşam alanlarında ola- bilir. Bu bakımdan suyun tahsisi, sulak alanlara ve onlara bağlı bitki ve hayvan topluluklarına zarar vereceğinden bu hüküm, Ramsar Sözleş- mesinin 1, 2, 3, 4 ve 5. maddelerine aykırıdır. ÖBA, ÖDA, tabiat parkları, milli parklar, habitat alanları, özel çev- re koruma bölgeleri, doğal sit alanlarında olabilir. Bu bakımdan kuru- lacak suyun tahsisi, biyolojik çeşitliliğe zarar vereceğinden söz konusu hüküm, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10 ve 11. maddelerine aykırıdır. Bu çerçevede, 7139 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile “su tahsisleri- ni yapmak” yetkisi DSİ’ye bırakılırken, belirlilik ilkesi gereği içermesi gereken (özellikle çevresel, tarih, kültür doğa varlıkları, flora, fauna özellikle nesli tehlikede olan ve endemik olanların yaşama ortamları, sulak alanlara ve onlara bağlı bitki ve hayvan toplulukları, biyolojik çeşitlilik, böcekler ve kuşlar bakımından, kısaca su altı, ve üstü biyolo- jisine ve havza alanına ve ekosisteme olası çevresel etkileri açısından) istisnai hükümleri içermemesi, bu konuyu sadece idarenin takdirine bırakması (DSİ’nin kararı ile tüm suların ilgili firmalara doğrudan tah- sisi ve bu firmalarca doğrudan suyun işletilmesine imkan tanınması), yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine aykırıdır. Suyun tahsisi yetkisinin DSİ’ye aktarması, hukuk devleti ilkesine de aykırılık oluşturur. Zira asıl amacı yerüstü ve yeraltı sularının za- rarlarını önlemek ve/veya bunlardan çeşitli yönlerden faydalanmak olan ve buna göre teşkilatlanan bir Kuruma, kendi uzmanlık alanı ve teşkilatlanması ile ilgili olmayan bir iş verilmekte, hem de bu işin uz- manı olan kamu kurumları yok sayılmaktadır. Oysa hukuk devletinin

RkJQdWJsaXNoZXIy MTQ3OTE1