Türkiye Barolar Birliği Dergisi 159.Sayı

93 TBB Dergisi 2022 (159) Tijen DÜNDAR SEZER şımdaki yenilikten kaynaklanmaktadır. Kotalar ayrıca, seçme seçilme hakkını ya da siyasi parti özgürlüğünü ihlal ettiği gerekçesi ile de eleştirilmektedir. Ancak, insan hakları hukuku dinamik olduğu için, bir yandan seçilme hakkının kapsamı daha geniş olarak yorumlanmakta diğer yandan temel hakların sınırlandırılmasının meşru bulunmasına ilişkin de farklı anlayışlar bulunmaktadır. 1. Yargı Organlarınca Yapılan Değerlendirme Açısından Üç Örnek: Fransa, İtalya ve İspanya a) Fransa Fransa’da, eşit temsilin (paritenin) gerçekleşmesine ilişkin 1999 tarihli Anayasa değişikliği yapılmadan önce, Anayasa Konseyi kota veya listelerde eşit yer alma öngören kanun hükümlerini iki ayrı kararıyla Anayasaya aykırı görmüştü. Konseyin ilk kararı, yerel seçimlerde zorunlu kota getirilmesini öngören kanuna ilişkindi. Söz konusu kanun hükmü, seçim listelerinde bir cinsiyetin yüzde yetmiş beşten fazla oranda aday gösterilmesini yasaklamaktaydı.190 Anayasa Konseyi 1982 tarihli kararıyla,191 ilgili Kanunu, Anayasa’nın 3. maddesi ve 1789 İnsan ve Vatandaş Hakları Bildirisi’nin 6. maddesinde yer alan milli egemenlik, oy hakkının ilkeleri (özellikle genel oy prensibi) ve kamusal makamlara seçilme konusunda kişiler arasında ayrım yapılamayacağı prensipleri açısından değerlendirmiştir.192 Anayasa Konseyine göre, Anayasa’nın 3. ve Bildiri’nin 6. maddesi birlikte değerlendirildiğinde; vatandaşlık, seçme hakkı ve aday olma hakkı herkese aynı şartlar altında (vatandaşlık, yaş, ehliyetsizlik, mahkumiyet gibi istisnalar dışında) tanınmaktadır. Anayasa Konseyine göre, söz konusu anayasal ilkeler oy hakkına ya da aday olma hakkına sahip kişilerin kategorilere bölünmesine izin vermemektedir; seçmenlere sunulan listelerin oluş190 Millard, s. 135. 191 Constitutional Council, Decision no. 82-146; 18.11.1982. 192 Anayasa md. 3 milli egemenlik prensibini ve oy hakkının ilkelerini garanti etmektedir. Bildiri’nin 6. maddesi uyarınca “Yasa, genel iradenin ifadesidir. Tüm yurttaşların gerek bireysel olarak gerekse temsilcileri aracılığı ile yasanın oluşturulmasına katılma hakları vardır. Yasa herkesi aynı şekilde korumalı veya cezalandırmalıdır. Yasa önünde eşit olan tüm yurttaşlar, kapasitelerine göre ve erdemleri ile yetenekleri dışında hiçbir ayrım gözetmeksizin her türlü kamu görevi, rütbe ve makamlarına eşit olarak kabul edilirler.”; Millard, s. 135, 136; Rodriguez Ruiz/Rubio Marin, s. 291.

RkJQdWJsaXNoZXIy MTQ3OTE1