Türkiye Barolar Birliği Dergisi 159.Sayı

129 TBB Dergisi 2022 (159) Nurten YAYLACI nizma olma özelliğine sahip olan Belém do Pará Konvansiyonu’nun Uzmanlar Komitesi, taraf devletlerin doğum şiddetini suç sayan yasal düzenlemeleri yapmasını tavsiye etmiş; bunun sonucunda, Latin Amerika ve Karayipler bölgesindeki birçok ülke, bu şiddet biçimini yasalarında suç olarak düzenlemiştir. Doğum şiddeti ilk defa 2007 yılında Venezuela’da, ardından 2009 yılında Arjantin’de, 2013 yılında Bolivya ve Panama’da, 2014 yılında Meksika’da bu ad altında normatifleşmiştir.11 Bununla birlikte, sözkonusu terim henüz uluslararası insan hakları organları nezdinde tercih edilmemektedir.12 Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), terminolojik olarak doğum şiddetini değil, bunun yerine “sağlık tesislerinde doğum sırasında saygısızlık ve istismar” terimini benimsemektedir.13 İnsan hakları teorisinde, DSÖ terminolojisini ya da “doğum sırasında kadınlara kötü muamele” (“mistreatment of women during childbirth”) terimini tercih eden yazarlar olsa da14 DSÖ terminolojisini yetersiz bularak doğum şiddeti (“obstetric violence”) terimini tercih eden akademik yazın hayli genişlemektedir.15 Dünya Sağlık Örgütü’nün bir yandan konuyu kadınların onurlu ve saygılı sağlık bakımı alma hakkını ihlâl eden ciddî bir sorun olarak tanımlarken, diğer yandan doğum şiddeti teriminin kullanılmasına direnç göstermesinin kendi benimsediği şiddet kavramı karşısında çelişkili olduğunu savunanlar olduğu gibi16 doğum ve diğer üreme sağlığı 11 Šimonović, 2019, para 12; Williams et al. 2018, s. 1209. 12 Šimonović, 2019, para 12. 13 DSÖ’nün 2015 tarihli Bildirisi’nde “disrespect and abuse during childbirth in facilities” terimi tercih edilmektedir. 14 Terminolojik olarak “doğum sırasında kadınlara kötü muamele”yi (“mistreatment of women during childbirth”) kullanan bir çalışma için bkz. Zampas et al., 2020, s. 252. 15 Alicia Aly Yamin, “Struggles For Human Rights in Health in An Age Of Neoliberalism: From Civil Disobediences To Epistemic Disobediences”, Journal of Human Rights Practice, 11, (ss. 357-372), 2019, s. 362; ayrıca bkz. 9 nolu dipnotta atıf yapılan makaleler. 16 Çünkü, DSÖ, şiddeti kasıtlı olarak fiziksel zorlama veya herhangi bir şekilde güç kullanımı içeren, kendine, başkasına veya bir gruba karşı gerçek veya tehdit edici, herhangi bir psikolojik hasar, sakatlık, yaralanma veya ölümle sonuçlanan veya sonuçlanabilecek herhangi bir eylem olarak tanımlar. Kasıtlı olmanın ise, hiyerarşik anlamda gücü kullanma niyetine atıfta bulunduğuna ve mutlaka zararın kendisine neden olunması gerekmediğine vurgu yapar. Bkz. Leila Katz, Melania Maria Amorim, Juliana Camargo Giardona, et al., “Who is Afraid of Obstetric Violance?”, Rev. Bras. Saúde Mater. Infant., Recife, 20 (2): 623-626 abr-jun., 2020, s. 624.

RkJQdWJsaXNoZXIy MTQ3OTE1