

Geçmişten Günümüze Azınlık Vakıflarının Mal Edinmeleri Sorunu
144
konusunda çekinceler koymalarına rağmen sonraki dönemlerde ısrar-
la vakıf olduklarını iddia ederek taleplerini sürekli olarak genişletme-
leri ve bu vakıfların uluslar arası camiadan da destek olarak sürekli
olarak ülkemiz için sorunlu alanlardan birini oluşturmaları, bu vakıf-
lar hakkında toplumda haklı olarak bazı şüpheli kanaatlerin oluşma-
sına neden olmuştur.
Gerçek kişilerden farklı olarak, tüzel kişi statüsündeki vakıfların
ileriye dönük malvarlığı edinebilmelerine kamu yararı amacıyla bir ta-
kım yasal sınırlamalar da getirilebilir ve bu sınırlamalar, Anayasa’nın
35. maddesi ve AİHS’nin Ek 1 No’lu Protokolü’ne de aykırılık oluştur-
mayabilir. Ancak, burada dikkat edilmesi gereken husus, getirilecek
sınırlamanın Anayasa ve hukukun genel ilkelerine aykırı bir tarafının
bulunmaması ve haklı bir nedeninin bulunması gerekir. Bir başka ifa-
deyle, yalnızca azınlık vakıflarının ileriye dönük mülk edinebilmeleri-
ne ilişkin getirilecek bir sınırlamanın ayırımcılık yasağı ve eşitlik ilke-
leri karşısında savunulacak bir tarafı olamayacaktır.
Bu bağlamda, modern Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurucu
antlaşması niteliğinde bulunan Lozan Antlaşması’yla gerçekte vakıf
niteliğini haiz olmayan bu kurumlara vakıf statüsünün verilmesi ve
söz konusu vakıflara diğer Türk vatandaşlarına ait vakıflara verilen
tüm hakların tanınacağının garanti altına alınması ve artık günümüz-
de azınlık haklarının geldiği noktada bu vakıflara Müslüman Türk va-
tandaşlarının mensubu olduğu vakıflardan ayrı bir muamelede bulu-
nabilmesi mümkün olmadığı da ortadır.
Konunun özellikle mülkiyet hakkı gibi temel bir insan hakkıyla
da ilgisi olması dikkate alındığında, söz konusu vakıflar hakkındaki
şüpheleri paranoya boyutuna vardırmadan ancak gerekli tedbirleri de
elden bırakmayarak sorunun sağduyulu bir yaklaşımla ele alınması
gerekmektedir. Bu konuda Vakıflar Genel Müdürlüğüne çok büyük
ve tarihi sorumluluklar düşmektedir. Sonuç olarak, yapılan son yasal
düzenlemelerin bazı eksikliklerine rağmen olumlu hükümler getirdi-
ğini ve ülkemizin uluslar arası alanda karşılaştığı sorunların çözümü-
ne olumlu katkı sağlayacağını söyleyebiliriz.