

399
olan ayrımcılıkların kaldırılması amacıyla 1979 yılında kabul edilen
(CEDAW) Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın
Önlenmesi Sözleşmesi düzenlenirken, her alandaki kadın sorunu ele
alındığı halde, “kadına yönelik şiddet” konusunda açık bir düzenle-
meye yer verilmemişti. O tarihlerde şiddet henüz bir sorun olarak ele
alınmamış, dile getirilmemişti. Oysa, aile içi şiddet olayları yaşanmak-
taydı ve özellikle kadınların insan haklarını kullanmasının önünde
önemli bir engel olarak devam etmekteydi. Birleşmiş Milletler tarafın-
dan bu konuda kabul edilen ilk belge 20 Aralık 1993 tarihli “
Kadına
Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Bildirge
”dir.
Artık günümüzde şiddet sadece kadının sorunu olarak değil, top-
lumsal bir sorun olarak ele alınıyor. Sorun masaya yatırıldı, toplumsal
farkındalık yaratıldı. Haklarını öğrenen ve kullanmak isteyen kadın-
lar, ne yazıkki erkek egemen zihniyetin tepkisiyle çoğu zaman ağır be-
deller ödüyorlar.
Aile içi şiddet çözüm bekleyen akut bir problemdir. Çocuklar
aracılığıyla sokağa taşınmakta; evde, sokakta, toplumsal yaşamda bir
şiddet kısır döngüsü yaşanmaktadır. Ancak, şiddet sadece kadının so-
runu olarak görüldükçe, yol açtığı olumsuz sonuçlar konusunda far-
kındalık yaratılmadıkça, bir toplumsal sorun olarak ve bir halk sağlığı
sorunu olarak çok yönlü ele alınmadıkça şiddeti önlemek, bu sorunu
çözüme kavuşturmak kolay olmayacaktır.
Son yıllarda giderek artan kadına yönelik ev içi şiddetle mücade-
le için kısa vadede ve şiddetin önlenmesi için uzun vadede yapılması
gerekenler var.
Kısa vadede; 4320 sayılı Kanun’da kapsamlı bir değişiklik yapılma-
sı veya yeni bir yasanın çıkarılması, failin caydırıcı şekilde cezalandırıl-
ması, şiddetin olumsuz etkileri ve şiddet konusunda farkındalık yaratıl-
ması, sığınmaevleri açılması, yasal haklar konusunda kamu kurum ve
kuruluşları, barolar, sivil toplum kuruluşları tarafından bilgilendirilme-
ler yapılması.
Bunun yanında, Kanun’un amacına uygun uygulanması için kol-
luk kuvvetlerinin; baro adli yardım servislerinin, aile mahkemeleri-
nin, Adli Tıp Kurumunun etkin çalışması, mağdura destek için sosyal
hizmetler; sendikalar, yerel yönetimler ve özel sektörün kapsamlı bir
program uygulaması, toplumdaki erkek egemen zihniyetin değiştiri-