

TBB Dergisi 2016 (124)
Seda DUNBAY
167
diğer milletvekillerini yorgun bir halde faaliyete sevk ettiği için özür
dilemiştir. Ardından da kendisi ile ilgili meselelerin nedense gündüz
ışıklarından ziyade gece görüşüldüğüne dair bir not düşerek şu söz-
leri sarf etmiştir: “Şahsıma karşı yıllar yılı sürmüş olan Türkiye’deki
şartlanmalardan kalma bir alerji, onun yanında da benim kullandığım
terminolojiye karşı nedense mantıki ve bilimsel ölçüde cevap verilme-
yen bir kızgınlık vardı. Şimdi düşünüyorum, ben sosyalist değilim;
bir faşistim bu sistemde. Bir faşist milletvekiliyim.”
48
Son olarak, sos-
yalistlerin samimiyetine inanmalarını tavsiye etmiştir. Zira sosyalist
olmanın kahırlı bir iş olduğunu belirtmiş, teşekkür ederek kürsüden
ayrılmıştır.
49
Sonuç olarak, komisyon raporu oya sunulmuştur. Oyla-
mada 266 milletvekili oy kullanmıştır. 49 ret oyuna karşı 217 kabul oyu
kullanılmıştır. Böylelikle, Çetin Altan’ın yasama dokunulmazlığının
kaldırılmasına saat sabaha karşı 04.45’te karar verilebilmiştir.
50
Çetin Altan’ın dokunulmazlığının kaldırılması üzerine, bu kara-
ra karşı Anayasa Mahkemesi’ne iptal başvurusunda bulunulmuştur.
Anayasa Mahkemesi yapılmış olan başvuruyu kabul etmiştir. Sonuç
olarak, dokunulmazlığın kaldırılması kararı, Anayasa Mahkemesi ta-
rafından iptal edilmiştir. İptal kararıyla birlikte Çetin Altan’ın yasama
dokunulmazlığı iade edilmiştir.
51
48
MM Tutanak Dergisi
, Cilt 21, 20 Temmuz 1967…, ss. 451-454. Anayasanın on ikinci
maddesinin yalnızca temas edilerek geçildiğini belirtmiştir. Oysaki on ikinci mad-
denin hiçbir sınıfa imtiyaz tanınmadığına dair bir düzenleme olduğunu vurgula-
mıştır. Bu noktada Türkiye’de, Anayasanın ilgili maddesinde düzenlendiği şekilde
bir eşitlik olup olmadığını sormuştur. Ardından da şu soruyu yöneltmiştir: “Ben
bir sosyalist milletvekili olarak bu eşitsizliğin telafisini istersem ve bunun metodu-
nu söylersem, siz bana komünist mi diyeceksiniz?” Yönelttiği soruyu takip eden
cümlelerinde, ne zaman Anadolu gezilerine çıksalar ve halka iktisadi eşitsizlik
olduğunu anlatmaya çalışsalar karşılarına komünist ithamlarının çıktığını vurgu-
lamıştır. Kaleme aldığı yazı için kendisi hakkında istenen yedi buçuk sene hapis
istemine ilişkinde şu cümleleri kurmuştur: “Bir yazı yazmışım ki yirmi dört saat
sonra ona balık koyarlar, kese kâğıdı yaparak; şimdi ancak bundan sonra okuna-
cak hale geliyor sayenizde. Bunun için yedi buçuk sene hapis yatacağım Türk de-
mokrasisinde ve siz diyeceksiniz ki bir sınıfın faşizmi yoktur!” Yazısında Mustafa
Kemal’in “Köylü efendimizdir” sözünü kullandığını ama Mustafa Kemal’in sosya-
list yahut komünist olmadığını ifade etmiştir. Ancak Mustafa Kemal’in o tarihlerde
komünizm her görüldüğü yerde ezilmelidir şeklinde bir söz söyleyemeyeceğini de
vurgulamıştır. Bahsolunan sözün 1922 yılına rast geldiğini; o yıllarda komünizmin
suç olmadığını, 1936 yılında suç haline geldiğini ileri sürmüştür.
49
A.g.e., s. 463.
50
A.g.e.,s. 465.
51
Aktaş, a.g.e., s. 375.