

TBB Dergisi 2016 (124)
Fahri Gökçen TANER
223
“Ancak, mahkemeye olaya özgü takdir marjı tanımayan ve onarıcı hukuk
kurumları öngörmeyen kuralda düzenlenen ceza yaptırımının alt sınırının
onaltı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezası olarak belirlenmesi; fiilin farklı
yaş kategorilerindeki mağdurlara karşı işlendiği veya failin de küçük olduğu
ya da fiilden sonra mağdurun yaşının ikmali ile fiili birlikteliğin resmi evliliğe
dönüşmesi gibi her bir somut olayın özellikleri dikkate alınarak ceza tayin edil-
mesi veya onarıcı adalet kurumunun uygulanması imkânını ortadan kaldır-
makta ve bazı durumlarda somut olayın özellikleriyle bağdaşmayacak ve suçla
yaptırım arasında bulunması gereken adil dengeyi ortadan kaldıracak ölçüde
ağır cezaların verilmesi sonucunu ortaya çıkarabilecek bir niteliğe sahip bulun-
maktadır. Bu nedenle kuralda belirlenen ceza miktarının, bu ceza ile ulaşılmak
istenen amacı her somut olayda gerçekleştirebilecek orantıda ve ölçüde olduğu
söylenemez. Kural bu haliyle ölçüsüz bir yaptırım öngördüğünden hukuk dev-
leti ilkesine aykırılık taşımaktadır.”
C. Değerlendirme
Anayasa Mahkemesi geçmişten bu yana yasama organının suç
ve cezalar konusundaki takdir yetkisini geniş yorumlama eğilimin-
de olmuş, bu nedenle bu konuda kuvvetli bir anayasaya uygunluk
varsayımından hareketle, asgari akla uygunluk, hatta bazen yalnızca
şekli hukuki eşitlik denetimiyle yetinmiştir. Bu yaklaşım, yargısal ak-
tivizmden kaçınma ve yasama fonksiyonunun gasp edilmemesi açı-
sından bir noktaya kadar makul kabul edilebilir.
1
Ancak Mahkeme’nin
geçmişte TCK’nın son derece ölçüsüz ceza içeren düzenlemelerini de
Anayasa’ya uygun bulduğu düşünüldüğünde
2
verdiği bu kararla, geç-
mişteki yaklaşımından vazgeçen bir tutum içine girip girmediği sor-
gulanabilir. Kanımızca bizce böyle bir tespit yapmak acelecilik olur
zira burada Mahkeme’yi iptal kararı vermeye yönelten asıl unsur, ce-
zanın ağırlığından çok, çocuk yaşta hukuka aykırı ve geçersiz biçimde
evlenme adı altında bir araya gelen çocukların durumu olmuştur.
1
Merih Öden, Türk Anayasa Hukukunda Eşitlik İlkesi, Ankara 2003
s. 281, 282 ve
284.
2
Örneğin Anayasa Mahkemesi 2009/34 ve 2009/35 sayılı 26.02.2009 tarihli kararla-
rında cinsel saldırı veya çocukların cinsel istismarı suçunun basit şekli de gerçek-
leşse, nitelikli şekli de gerçekleşse, faile verilecek olan cezanın alt sınırının aynı
olmasının ölçülülük ilkesini ihlal etmediğine karar vermiştir. Başvuru gerekçeleri
ve kararın eleştirisi için bkz. Fahri Gökçen Taner, Türk Ceza Hukukunda Cinsel
Özgürlüğe Karşı Suçlar, Ankara 2013, s. 213-215.