

TBB Dergisi 2016 (122)
D. Çiğdem SEVER
189
Sonuç
Türkiye’de önümüzdeki yıllarda bireysel başvurularla yargı gün-
deminde daha fazla yer tutması beklenen hapsedilenlerin hak ve
özgürlükleri ile hapishane idarelerinin yetkileri konusundaki değer-
lendirmeler insan haklarına ve insan onuru kavramına bakış açısı
bağlamında son derece önemli bir konudur. Alternatif cezalandırma
yöntemleri arayışı, hapsedilenlerin de tıpkı diğer insanlar gibi insan
hakları öznesi olarak kabul edilmesi, hapishanelerin denetim meka-
nizmalarının güçlendirilmesi gibi gelişmeler hapsedilen haklarının
sınırına ilişkin önemli tartışmaları da beraberinde getirmiştir.
İdare hukuku açısından öncelikle vurgulanması gereken, infaz
sisteminin de kamu hizmeti niteliğinde olduğu ve pekçok kamu hiz-
metinde olduğu gibi kolluk yetkileriyle içiçe geçtiğidir. Hapishane ida-
relerinin sunduğu kamu hizmetinin özgül nitelikleri idarelerin yet-
kilerinde artışa yol açarken, devlet gözetimindeki bu bireylerle ilgili
idarelerin yükümlülük ve sorumluluğu da artmaktadır. Bu yüküm-
lülüklerin arttığı en önemli durum ise dezavantajlı kişilerin hapsedil-
mesidir. Türkiye’de özel ihtiyaçlara sahip olan dezavantajlı gruplara
yönelik düzenlemelerin eksikliği hapishanelerde insan haklarına iliş-
kin önemli sorunları beraberinde getirmektedir. Bunun dışında, ha-
pishanelerin insan haklarına duyarlı yapısı dikkate alınarak hapisha-
ne idarelerinin yetkilerinin hem idari, hem yargısal denetiminin etkin
olması son derece önemlidir.
Anayasa Mahkemesi’nin anayasaya aykırılık ve bireysel başvu-
ru şeklindeki ikili yargısal işlevi henüz yeni bir olgu olmakla birlikte
Mahkemenin incelenen kararlarında anayasaya aykırılık değerlendir-
melerinde özgürlük ve sınırlandırma rejimine ilişkin yaklaşımı ile bi-
reysel başvurulardaki tutumu ve söylemi farklılaşabilmektedir. İtiraz
başvurularında verdiği kararlarda hak ve özgürlük sınırlandırmaları-
nı bir öncül ve hapsedilmenin doğal bir sonucu olarak ifade edebilir-
ken bireysel başvurularda -ret kararı verse dahi- bu kişilerin eşit birer
hak öznesi olduğuna vurgu yapmaktadır. Diğer yandan bu kararların
yazımındaki farklar da hak ve özgürlüklere bakış açısı bağlamında
farkları ortaya çıkarmaktadır. Mahkemenin bireysel başvurularda sı-
nırlandırma koşullarını kimi zaman tek tek değerlendirmesine karşı-