

Zincir İşlemlere Karşı Hangi Aşamada Dava Açılabilir?
224
GİRİŞ
Danıştay, zincir işlemlerin bir örneğini oluşturan müşterek ka-
rarnamelere karşı nihai imza işlemi tamamlandıktan sonra dava açı-
labileceği esasını benimsemiş olmasına karşın zincir işlemlerin diğer
örneklerinde aynı tutumu sergilememektedir. Öncelikle Danıştay’ın
müşterek kararnamelere karşı hangi aşlamada dava açılabileceği
konusundaki örnek kararını irdelemek uygun olacaktır. Danıştay,
az önce belirtildiği üzere, müşterek kararnamelere karşı sonul imza
aşamasından sonra dava açılabileceği esasını benimsemektedir. Da-
nıştay İkinci Dairesinin ulaşmış olduğu bu sonuca yol açan olay şu
şekilde gelişmiştir: Milli Eğitim Bakanlığında belirli görevi olan bir
kamu görevlisi, yargı kararını gerekçe göstererek X Büyükelçiliği
Eğitim Müşavirliğine atanması için müşterek kararname hazırlan-
masına yönelik olarak Bakan onayına ilişkin 21.1.2008 tarih ve 497 sa-
yılı işlemin iptali istemiyle idare mahkemesine dava açmıştır. Anka-
ra 12. İdare Mahkemesi de 19.9.2008 tarih ve E.2008/563, K.2008/1015
sayılı kararıyla; davacının, daire başkanı olarak görev yapmakta iken
eğitim ataşesi olarak atanması için yaptığı başvurusunun reddine
ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davanın lehine sonuçlandığı ve
bu kararın temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesin-
leşmesi üzerine davacının verdiği dilekçelerle, kendisinin yurtdışına
atanma talebinden vazgeçtiği, halen eğitim müşavirliğinden daha
üst bir görev olan Y görevinde bulunduğu, mahkeme kararının tebliğ
edildiği tarihten itibaren 30 gün içerisinde uygulanmadığı hususla-
rını göz önüne alarak anılan yargı kararından bahisle tesis edilen iş-
lemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemi
iptal etmiştir.
Söz konusu karar, Mili Eğitim Bakanlığı tarafından temyiz edile-
rek, ilk derece idare mahkemesinin kararının bozulması istenmiştir.
Danıştay İkinci Dairesi de 13.7.2010 tarih ve E. 2009/1982, K. 2010/3272
sayılı kararıyla; ilgili bakan veya bakanlarla başbakanının imzasını
içeren kararnamelerin Cumhurbaşkanının onayı ile kesinlik ve icrai-
lik niteliği kazandığından, zincir işlemlere örnek oluşturan bu tipteki
kararnamelerin herhangi bir aşamasının tek başına öznel niteliği ge-
reği idari davaya konu edilmesinin mümkün bulunmadığı düşünce-