

Türk Hukukunda Anayasa Mahkemesi Kararlarının Geriye Yürümezliği Sorunu...
214
nin bekleyemeyeceğini ve yürürlükte olan ancak iptal edilen kanuna
göre karar vereceği dile getirilmektedir.
79
Bu noktada kovuşturması devam eden suçlar bakımından Anaya-
saMahkemesi iptal kararı hükümlü lehine ise, mahkemece Anayasa’ya
aykırı olduğu Anaysa Mahkemesi’nce tescillenen hükmün yürürlüğü
ertelenmiş olsa bile bu iptal edilen hükme göre hüküm vermekten zi-
yade iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihe karar bu husus bekletici
mesele yapması gerekir. İptal kararının infazının ertelenmesi gerek-
çesi genelde iptal kararı ile birlikte ortaya çıkabilecek hukuki boşlu-
ğun kamu düzeni açısından doğuracağı hukuki sonuçların engellen-
mesi ve yasama organına konu hakkında yeni bir düzenleme yapma
imkânı tanınması olduğundan yasama organı tarafından yapılacak
yeni düzenlemenin beklenmesi gerekir.
Somut norm denetimi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun
103’üncü maddesinin ikinci fıkrasının iptaline yönelik Anayasa
Mahkemesi’ne başvuru yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi,
“…suç ve
suçluyla mücadele ve cezanın ıslah amacı ve ceza hukukunun temel ilkeleri
gözetildiğinde, suç tipine göre fiil ile öngörülen yaptırım arasında makul ve
hakkaniyete uygun bir denge bulunmalı ve kanun koyucunun belirlediği yap-
tırım, cezalandırmada güdülen amaçla ölçülü olmalıdır. Cinsel istismarın vü-
cuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesinin ağır
bir yaptırıma bağlanmasının çocuğun etkin bir şekilde korunması amacını
gerçekleştirmeye yönelik olduğunda şüphe yoktur. Ancak olaya özgü takdir
yetkisi kullanma imkânı tanımayan ve onarıcı hukuk kurumları öngörmeyen
kural, fiilin farklı yaşlarda mağdurlara karşı işlendiği veya failin de küçük ol-
duğu ya da fiilden sonra mağdurun yaşının ikmali ile fiili birlikteliğin resmi
evliliğe dönüşmesi gibi her bir somut olayın özellikleri dikkate alınarak ceza ta-
yin edilmesi veya onarıcı adalet kurumlarının uygulanması imkânını ortadan
kaldırmakta ve bazı durumlarda somut olayın özellikleriyle bağdaşmayacak ve
suçla yaptırım arasında bulunması gereken adil dengeyi ortadan kaldıracak
ölçüde ağır cezaların verilmesi sonucunu ortaya çıkarabilecek bir niteliğe sahip
bulunmaktadır. Bu nedenle kuralda belirlenen ceza miktarı, her somut olayda
ceza ile ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirebilecek ölçü ve orantıda değildir.
Kural bu haliyle ölçülü kabul edilemeyecek bir yaptırım öngördüğünden hu-
kuk devleti ilkesine aykırılık taşımaktadır…”
demek suretiyle itiraz konusu
79
Azrak, s. 165.