

TBB Dergisi 2016 (124)
Bahattin ARAS
375
e. Sahtecilik İddiasının İcra Takibine Etkisi
aa. Hukuk Mahkemesinde Sahtecilik Davası Açılması
Uyuşmazlık konusu olan senede yönelik sahtecilik iddiasının ileri
sürülmesi halinde, HMK’nın “Yazı veya imza inkârının sonucu” kenar
başlıklı 209’uncu maddesi nasıl bir sürecin işleyeceğini düzenlemiş-
tir. Buna göre adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu
konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas
alınamaz. Buna karşılık resmî bir senetteki yazı veya imza inkâr edil-
diğinde ise, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme
kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Öğ-
retideki genel kabule göre bu madde ve bu maddenin karşılığı olan
mülga HUMK’un 317’nci maddesindeki koşulların gerçekleşmesi ha-
linde sahteliği iddia edilen senede dayanak başlamış olan icra takibi
kendiliğinden duracaktır.
48
Bu noktada 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş olan yeni HMK,
bu konuda çok önemli bir hüküm değişikliğine giderek, HMK’nın
209’uncu maddesinin birinci fıkrasında “…adi bir senetteki yazı
veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar,
o senet herhangi bir işleme esas alınamaz…” demek suretiyle mülga
HUMK’un 317’nci maddesindeki düzenlemeden farklı bir düzenleme-
ye yer vermiştir.
49
1086 sayılı HUMK döneminde kanun koyucu sahte
senet düzenlenmiş olması halinde ortaya çıkan uyuşmazlıkta daha çok
alacaklı lehine bir düzenleme yapmıştı. Dolayısıyla sadece borçlunun
Çaycuma Asliye Hukuk Mahkemesinin 1980/257 esasında kayıtlı elatmanın ön-
lenmesi davasında davacı, davayı hâdise olarak sahtelik iddiasında bulunmamış-
tır. Hal böyle olunca davacının iş bu davayı HUMK’nun 314. maddesinin özüne ve
sözüne uygun bir biçimde davayı asliye şeklinde ikame edip sahtelik iddiasını ileri
sürmesinde hukuki yarar vardır. Bu nedenle mahkemenin davayı mesmu kabul
edip işin esasına girerek incelemesi gerekirken davacının dava açmaktan hukuki
yararının yokluğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya
aykırıdır. Hükmün bozulması gereklidir
…13.HD.05.06.1985, 3619/3989 (Erdemir,
s.1463)
48
Kuru,
C.II, s.2100; Mahmut Bilgen, “Kambiyo Senetlerinde Tahrifat (Değisiklik)
Yapılması”,
Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi,
İzmir 2010, C.11, Özel
S.2009, s.1016-1017; Baki Kuru, İcra ve İflas Hukukunda Menfi Tespit Davası ve
İstirdat Davası, Ankara 2003, (İstirdat), s.18 vd.; Talih Uyar, “Sahte Senetle Yapı-
lan İcra Takibinin Durdurulması”,
Nevşehir Barosu Dergisi
, Nevşehir 2014, Y.1, S.1,
s.294.
49
Hakan Pekcanıtez, Hülya Taş Korkmaz, Nedim Meriç, Gerekçeli Hukuk Muhake-
meleri Kanunu, Ankara 2011, s.199.