

Serbest Bölgede İstisnaya Tabi İşçi Ücretlerinden Terkin Edilen Gelir Vergisi Tutarı...
428
pora yapılan itiraz sonucunda karar veren iş mahkemesinin bir alacağı
hüküm altına alma yetkisinin belirtilmiş olması karşısında, bu dava-
nın konusunun teftiş raporu olmadığını, davanın konusunun mün-
hasıran bu raporla tespit edilen alacak tutarı olduğu anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla İK 92/3 hükmü HMK 106/2 hükmüne bir istisna getirme-
mekte, “teftiş raporuna karşı” Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
hasım gösterilerek bir dava açılması mümkün bulunmamaktadır.
İK 92/3 hükmü dava hakkını teftiş raporunun muhatabı olan işçi
ve işverene tanımaktadır. Bu dava ile davacının talep ettiği “hukuki
korunma, talep sonucunun yani dava konusunun bizatihi kendisidir.
28
Nitekim bir davanın hukuki mahiyeti dava dilekçesinde kullanılan
ifadelere göre değil, davacının talebi ile ulaşmak istediği sonuca göre
belirlenir.
29
Böyle bir davada işveren açısından ulaşılmak istenen so-
nuç, işçiye teftiş raporuyla tespit edilen tutarda bir borcu bulunmadı-
ğının tespiti olabilir. Bu durumda raporda tespit edilen işçi alacağını
konu alan dava, işçi tarafından açılıyorsa (alacak) eda, işveren tarafın-
dan açılıyorsa menfi tespit olmak durumundadır.
30
Dolayısıyla uygu-
lamada görüldüğü şekilde işverenin raporun iptali talebiyle Bakanlığı
hasım göstererek bir dava açmasının ve bu doğrultuda iş mahkeme-
since raporun iptalinin mümkün olmadığı kanısındayız.
Nitekim Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin içtihadı bu çerçevede şe-
killenmiş, teftiş raporunun -işçi şikâyeti üzerine hazırlanması halin-
de- davanın duruma göre eda ya da tespit davası niteliğinde olacağı
31
28
Hanağası, s. 126
29
Kuru/Budak, s. 70
30
Kurt Konca, s.72
31
“Diğer taraftan dava çeşitleri 6100 sayılı Kanun’un 105 ila 113. maddeleri arasın-
da düzenlenmiştir. E. davası, davalının, bir şeyi vermeye veya yapmaya yahut
yapmamaya mahkûm edilmesinin talep edildiği dava türü olarak tanımlanmış-
ken, tespit davası ise mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya
da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesinin talep
edildiği dava çeşidi olarak açıklanmıştır. 4857 sayılı Kanun’un 92. maddesinin 3.
fıkrasına göre iş müfettişi raporlarına karşı açılan davalar, işçilerin bireysel başvu-
ruları üzerine iş müfettişi tarafından işçi alacaklarına dair yapılan tespitlere karşı-
dır. Bu tespite işçi tarafından, yapılan tespitin eksik olduğu ve daha fazla alacağı
bulunduğu gerekçesiyle itiraz ediliyorsa dava eda davası karakterindedir. Söz
konusu tespite işveren tarafından, yapılan tespitin hatalı olduğu ve tamamen ya
da kısmen borçlu olmadığı gerekçesiyle itiraz ediliyorsa dava menfi tespit davası
niteliğindedir. Bu son halde kanunda özel olarak düzenlenmiş olması sebebiyle
davacı işverenin bu davayı açmakta, kanunun ifadesiyle “hukuken korunmaya
değer güncel bir yararı” bulunduğu kabul edilmelidir. Başka bir ifadeyle tespit
davaları için ayrıca araştırılan hukuken korunmaya değer güncel bir yarar koşulu-
nun bu dava açısından mevcut olduğu değerlendirilmelidir. Görüldüğü üzere, iş
müfettişi raporlarının veya memurların tutanaklarının işçilerin alacaklarına yöne-
lik kısımlarına karşı işçi ya da işveren tarafından açılacak davalar, yerine göre eda