

272
Vergi Hukukunda Tekerrür ve Tarhiyat Öncesi Uzlaşma ile İlişkisi
lığı ilkesi gereğince yasal düzenleme ile mümkündür. Anayasa mad-
de 73/3’te düzenlenen verginin yasallığı ilkesini Anayasa Mahkemesi
biraz daha kapsamlı yorumlamaktadır.
83
Yüksek Mahkeme, mali yü-
kümlerin tarh tahakkuk yaptırım gibi yönlerinin yasa ile belirtilmesi
gerektiğini belirtmektedir ve tarhiyat öncesi uzlaşma bütün mali yü-
kümlerle ilgili bir kurum olup, uzlaşmaya varılması durumunda vergi
cezalarının hukuki niteliği, tekerrür başta olmak üzere birçok konuyu
ilgilendirmektedir. Bunun dışında konu, yine Anayasa md. 2’de belir-
tilen hukuk devletinin gereklerinden olan hukuki güvenlik ilkesini de
ilgilendirmektedir. Söz konusu ilke, “devlet faaliyetlerinin idare edi-
lenlerce önceden öngörülebilir olması” şeklinde tanımlanmaktadır.
84
Anayasa Mahkemesi, söz konusu kavramı biraz daha geniş kapsamda
açıklamaktadır.
85
Tarhiyat öncesi uzlaşma yoluna başvurulan ve uzla-
şılan bir vergi cezasının hukuki niteliği ve tekerrürde dikkate alınıp
83
AYM, 1977/109E, 1977/131K, 29.11.1977:
“Anayasa’nın 61. maddesinin son fıkrasına göre, vergi, resim ve harçlar ve ben-
zeri malî yükümler ancak kanunla konulur. Anayasa koyucunun, her çeşit malî
yükümlerin kanunla konulmasını buyururken, keyfi ve takdirî uygulamaları ön-
leyecek ilkelerin kanunda yer alması gereğini güttüğünde kuşku yoktur. Kanun
koyucunun yalnız konusunu belli ederek ya da tüzükte belli ettirerek bir malî yü-
kümün ilgililere yükletilmesine izin vermesi, bunun kanunla konulmuş sayılabil-
mesi için yeter neden olamaz. Malî yükümlerin yükümlüleri, matrah ve oranları,
tarh ve tahakkuku, tahsil usulleri, yaptırımları ve zamanaşımı gibi çeşitli yönleri
vardır. Bir malî yüküm bu yönleri dolayısıyla, kanunla yeterince çerçevelenme-
mişse, kişilerin sosyal ve ekonomik durumlarını, hatta temel haklarını etkileyecek
keyfi uygulamalara yol açılabilmesi olasıdır. Bu bakımdan yükümler belli başlı
öğeleri de açıklanarak ve çerçeveleri keskin çizgilerle belirtilerek kesinlikle ka-
nunlarla düzenlenmelidir.”
http://www.anayasa.gov.trErişim Tarihi: 23.09.2016.
84
Günday, s. 45.
85
AYM, 02.06.2009, 2004/10E, 209/68K,
“Hukuk devletinin temel unsurlarından birisi de “belirlilik”tir. Bu ilkeye göre,
yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir durak-
samaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir
olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem
içermesi de gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup bire-
yin, yasadan, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hu-
kuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale
yetkisini verdiğini bilmesidir. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olması-
nı, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de
yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını
gerekli kılar.”
http://anayasa.gov.trErişim Tarihi: 17.10.2016.