

Kültürel Hukuk: Geleneksel Kontrol Mekanizmaları
274
tespit edilmiş olan ortak bir uzlaşıya ya da otoriter bir anlayışa daya-
nır. Bu durum, insan doğasının getirdiği bir zorunluluk olup bu ilişki-
ler çerçevesinde birey yaşadığı topluluğun birer parçası olur.
Ancak topluluk içinde tam manasıyla bir uzlaşı sağlanamamak-
ta, bir şekilde anlaşmazlıklara rastlanabilmektedir. Patolojik bir olgu
olarak ortaya çıkan böylesi bir sonuç ise kaos ve çatışma ortamının
oluşmasına neden olmaktadır. Oysaki mevcut düzenin güvence altına
alınarak düzensizliğin bertarafına yönelik anlaşmazlıkların çözüm-
lenmesi gerekli olmakta, aksi durumda toplumsal birliğin devamlılığı
tehlikeye düşmektedir (Roberts,2010).
Genel anlamda toplumsal denetiminin en belirgin araçları sınır-
ları yasalarca belirlenmiş olan kurallardır. Bunun yanında, topluluk
üyeleri kurallara uymayı sağlamak ve bunu sürekli kılmak için yasalar
dışında, toplumların kendi içsel değer yargılarının bir ürünü olarak
kabul edebileceğimiz toplumun resmi olmayan araçlarına da ihtiyaç
duyar. Bu kurallar, topluluğun, inanç biçimleri, ahlak, adet, örf, gele-
nek-görenek gibi yerleşik unsurları ile açıklanabilir.
Özellikle bu durumu geleneksel yaşam biçiminin hakim olduğu
toplumlarda görmek daha olasıdır.
Geleneksel toplumları şekillen-
diren ayırıcı güç, çoğu kez cinsiyet, etnisite, din, davranış örüntüleri
gibi unsurların oluşturduğu grup içi baskın olan kültüre dayalı sosyal
ilişkiler ağıdır. Bu yönüyle sosyal ve kültürel çevre, insana nasıl ve ne
şekilde davranacağına ilişkin kalıplaşmış roller sunmaktadır. Bu anla-
yış içinde, bireyler tarafından toplumca kabul edilen normların ihlali
söz konusu olduğunda az ya da çok sosyal ve kültürel baskı topluluk
denetiminin önemli bir unsuru olabilmektedir (Bates, 2009).
Küçük ölçekli ve uzmanlaşmanın basit olduğu toplumlarda, dev-
let örgütlenmesinin sahip olduğu merkezi bir kontrol mekanizması
bulunmamakta toplumsal kontrol, çoğu durumda yasa harici meka-
nizmalarla sağlanmaktadır. Böylesi bir yaklaşım, örgütsüz topluluk-
ların veya örgütlenmesini kısmen tamamlamış olan geleneksel toplu-
luklarda, düzeninin sağlanmasına dair hukuk kuralları harici normatif
düzenleyicilerin varlığını ortaya koymaktadır. Aynı zamanda bu an-
layış, hukuk ve kültür kavramlarına bütünler bir nitelik kazandırarak
hukuka, formel niteliğinin yanında kültürel bir olgu olarak bakmanın
da önemine işaret eder. Aslında asıl olması gereken de bu söylemdir;