

İdare Hukukunda Yürütmenin Durdurulması Kurumunun Evrensel Normlara Uyumu
180
sal koruma ilkesinin de sınırlandırılması anlamına geleceğinden,
yürütmenin durdurulmasına getirilecek sınırlamaların, Anayasa’nın
13.maddesindeki ilkelere de uygun olarak yapılması gerekir.
Anayasa’nın 13.maddesinde, temel hak ve özgürlüklerin, özlerine
dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen
sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırla-
maların Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeni-
nin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı ola-
mayacağı belirtilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin 22.2.2006 gün ve
E:2006/20 K:2006/25 sayılı kararında; temel hak ve özgürlüklere geti-
rilen sınırlamaların yalnız ölçüsü değil, koşulları, nedeni, yöntemi, kı-
sıtlamaya karşı öngörülen kanun yolları gibi güvencelerin demokratik
toplum düzeni kavramı içinde değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle,
temel hak ve özgürlüklerin, istisnai olarak ve özüne dokunulmamak
koşuluyla demokratik toplum düzeninin gerekleri için zorunlu oldu-
ğu ölçüde ve ancak kanunla sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir
41
.
1960 Anayasası’nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, yürüt-
menin durdurulmasının yasaklanması veya kısıtlanmasına ilişkin
kanun hükümlerinin anayasaya aykırı olduğu iddiasıyla Anayasa
Mahkemesi’ne çeşitli başvurular yapılmıştır. Bu başvurular üzerine
Yüksek Mahkemece değerlendirme, genellikle hak arama hürriyeti,
etkili hukuksal koruma, adalete erişim hakkı gibi ilkelerle, yapılan
düzenlemelerin Anayasa’nın 125. maddesinde yürütmenin durdurul-
ması için öngörülen sınırlama nedenlerine ve 13. maddesinde temel
hakların sınırlanması için öngörülen ilke ve kurallara uygun olup ol-
madığı yönünden yapılmıştır. Bununla birlikte yüksek mahkemenin
verdiği kararlarda istikrarlı olduğunu söylemek zordur. Bazı başvu-
rularda, sınırlama ya da yasaklama getiren hüküm iptal edilirken, ba-
zılarında ise, mahkemelerin yargılama usullerini belirlemenin kanun
koyucunun takdirinde olduğu belirtilmiştir.
Bu kararlardan birisi, taşınmaz mal zilyetliğine yapılan tecavüzle-
rin önlenmesi hakkındaki 3091 sayılı kanunun 13. maddesi ile yapılan
düzenlemedir. Bu hükme göre, bahsi geçen kanundan kaynaklanan
41
Anayasa Mahkemesi’nin 22.2.2006 gün ve E:2006/20 K:2006/25 sayılı kararı,
www.anayasa.gov.tr,erişim tarihi: 11.03.2014