

TBB Dergisi 2016 (122)
Ezgi AYGÜN EŞİTLİ
219
Bizce bu istisnai çözüm, ancak aralarındaki nedensel bağ sonucu,
diğer hukuka aykırılık giderilmeden bozma nedendi olan hukuka ay-
kırılığın giderilmesinin mümkün olmadığı, bir başka deyişle diğer hu-
mala zarar verme suçu oluşmaz. Hükümlünün eylemi yalnızca hırsızlık suçunu
oluşturduğu halde ayrıca mala zarar verme suçundan hüküm kurulması hukuka
aykırıdır. Yargıtay Ceza Dairesi’nin istemde belirtilen neden dışındaki hukuka
aykırılığı saptaması yerindedir. Ancak, saptadığı hukuka aykırılık nedeniyle yasa
yararına bozma istemini bu aşamada red etmesi veya merciine ihbarda bulunmak
suretiyle belirlenen bu hukuka aykırılık nedeniyle de yasa yararına bozma iste-
minde bulunulması sağlanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Ceza Genel Kurulu’nun 17.07.2007 gün ve 145-172; 02.10.2007 gün ve 82-196 sa-
yılı kararlarında da vurgulandığı üzere, yasa yararına başvuru nedeniyle yapı-
lan inceleme sırasında, Adalet Bakanlığı’nın istem yazısında ileri sürülmeyen ve
sonuca etkili bulunan başkaca hukuka aykırılıklar görüldüğünde, bu yönlerden
de başvuruda bulunulmasını sağlamak bakımından Adalet Bakanlığı’na ihbarda
bulunulması, ihbar üzerine başvuruda bulunulması halinde ise tüm hukuka aykı-
rılıkların bir defada giderilmesi gerekmektedir.
Özel Dairece, mala zarar verme suçunun oluşup oluşmadığı hususunun yasa ya-
rarına bozma isteminde yer almadığı açıkça vurgulanmış olup, yasa yararına boz-
ma isteminde yer almayan bir hususun uyarı amacıyla da olsa kararda yer alması,
nedene bağlılık esasına dayanan yasa yararına bozma kurumunun amacına ve
mantığına aykırıdır.
Ceza Genel Kurulunun 13.06.2006 gün ve 151-157 kararında da açıkça vurgulan-
dığı üzere;
Yargıtay’ın öğretici ve yol gösterici niteliği gereği temyiz denetimi sırasında uy-
guladığı “kabule göre bozma” yöntemine, istisnai ve olağanüstü bir yol olan yasa
yararına bozma istemi üzerine yapılan incelemede başvurulması sistemin özüne
aykırıdır.
Kaldı ki, mala zarar verme suçunun unsurlarının oluşmadığı saptandığına göre,
bu aykırılığın giderilmesi halinde, sanık hakkında bu suçtan verilen cezanın kal-
dırılması gerekeceğinden, Özel Dairece işin esasına ilişkin bir karar verilecek ol-
ması karşısında, bu hususun yasa yararına bozma konusu yapılıp yapılmayacağı-
nın belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Bu itibarla, haklı nedenlere dayanan Yargıtay C. Başsavcılığı itirazın kabulüne,
Özel Daire kararının kaldırılmasına ve yasaya aykırı olduğu saptanan husus yö-
nünden de yasa yararına bozma başvurusu sağlandıktan sonra, sonucuna göre
karar verilmek üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Genel Kurul üyesi ise; ‘Yargılama yasağının
bulunmadığı hallerde, hukuka aykırı olduğu saptanan bir konunun, yasa yararına
bozma konusu yapılması için ihbarda bulunulmasına gerek bulunmamaktadır.
Zira önceki hüküm bozma kararı ile ortadan kalktığından, Yerel Mahkeme yaptı-
ğı yargılama sonucunda yeni ve değişik bir hüküm verebilecek ve bu hüküm de
olağan yasa yollarına tabi olacaktır. Bu nedenle Özel Dairece, saptanan hukuka
aykırılığa işaret edilerek, Yerel Mahkemenin uyarılması, bu hal ile sınırlı olarak
olanaklıdır. Böylece, Yerel Mahkeme olağan yasa yolu denetimi sonucunda ve-
rilecek karara karşı, direnme hakkını da kullanabilecektir. Bu itibarla, Özel Daire
kararı isabetli olup, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir”
görüşüyle karşı oy kullanmıştır” (CGK., 7.7.2009 T., 2009/9-155 E., 2009/192 K.,
www.kazanci.com., yararlanma tarihi: 10.07.2015).