

Ceza Muhakemesi Kanunu’nda Kanun Yararına Bozma
220
kuka aykırılık tespit edilmeden, bozma nedeni olan karar ya da hük-
mün hukuka aykırı kabul edilemeyeceği, zincir işlemlerdeki hukuka
aykırılıklarda kullanılmalıdır.
59
Aksi halde, yani bir bozma nedeni olmasına karşın bunu reddede-
rek diğer nedenleri de içeren başka bir başvuru olması ihtimali halin-
de kanun yararına karar ya da hükmü bozacağını ifade etmek kanuna
aykırı olmakla kalmayacak, aynı zamanda ihsası rey yasağına da ay-
kırılık teşkil edecektir. Sorun bununla da tükenmemektedir… Zira bu
gibi bir durumda ceza dairesinin zaten kesin hüküm otoritesine bir
59
“Gerek Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma istemi, gerekse Yargıtay C.
Başsavcılığı’nın daire kararına itirazı, hükümlü hakkında 5237 sayılı Yasanın
191/2. maddesince uygulama yapılmamasının yasaya aykırılığı esasına dayan-
maktadır. Oysa incelenen dosyada yerel mahkemece lehe yasanın 765 sayılı Yasa
olduğu kabul edilerek uygulama yapılmış durumdadır. Bu uygulama, 5237 sayılı
Yasanın 191. maddesinin 5. fıkrasındaki düzenleme dikkate alındığında hatalı, ay-
rıca 765 sayılı Yasa hükümleri lehe kabul edildiği halde, müsadereye 5237 sayılı
Yasa hükümleri uyarınca karar verilmesi nedeniyle karma uygulamayı yasakla-
yan 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesine aykırı düşmektedir. Ne var ki bu hususlar
kanun yararına bozma konusu yapılmamıştır.
Uyuşmazlık konusunda karar verilebilmesi için öncelikle İzmir 2. Çocuk
Mahkemesi’nin 13.07.2005 gün ve 1188-733 sayılı hükmündeki bu yasaya aykı-
rılıkların kanun yararına bozma konusu yapılması ve bir yandan lehte yasanın
“tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uyması halinde cezanın infaz edilme-
mesi” olanağı veren 5237 sayılı Yasa olduğunun kabulü ve buna göre uygulama
içeren bir hükmün hükümlü lehine kurulması bir yandan da bu yeni hükümde
karma uygulama yasağına riayet edilmesi gerekmektedir. Hükümdeki bu yasaya
aykırılıklar giderilmeden, uyuşmazlık konusunda karar verilmesi ve sadece 6237
Sayılı Yasanın 191/5. madde ve fıkrasına yönelik işlem öngörülmesi, yasalarla
yasaklanmış bulunan karma uygulamayı benimsemek niteliği taşıyacaktır.
Bu nedenlerle; Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının açıklanan bu değişik gerekçe-
lerle kabulü ile; özel daire kararının kaldırılması; dosyanın özel dairesine gön-
derilerek, anılan hususlarla ilgili olmak üzere kanun yararına bozma başvurusu
sağlandıktan sonra, istemle ilgili karar verilmesi, bunun sağlanamaması veya bu
nedenlerle kanun yararına bozma yasa yoluna başvurulmaması halinde ise, yerel
mahkemece uyarlama kararında karma uygulama yapıldığı ve hatalı olarak lehe
yasanın saptandığı dikkate alınmak, ancak 5237 sayılı Yasa hükümlerinin lehte
olduğunun kabulü durumunda uygulama olanağı bulunan “tedaviye ve dene-
timli serbestlik tedbirine hükmedilmesi” konusunda bu aşamada karar verilmesi
olanağı bulunamayacağı görüşüne dayanılmak suretiyle kanun yararına bozma
isteminin reddine karar verilmesi gerekmektedir. Aksi halde hukuka aykırılıkları
giderme ve ülkede uygulama birliğini hukuka uygunlukla sağlama amacına hiz-
met için öngörülen “kanun yararına bozma” müessesesi, bünyesinde hukuka ay-
kırılık taşıyan hükümleri onaylama sonucunu doğuracaktır” (CGK., 18.4.2006 T.,
2006/10-113 E., 2006/121 K.,
www.kazanci.com., yararlanma tarihi: 10.07.2015)
Ayrıca bkz., aynı yönde; CGK., 10.3.2009 T., 2008/2-241 E., 2009/57 K.,
www.ka-
zanci.com., yararlanma tarihi: 10.07.2015.