

TBB Dergisi 2016 (123)
Cengiz Ozan ÖRS
123
ğinin niteliği bakımından
43
ikiye ayırarak incelemek gerekmektedir.
Avukatın mesleğini yaptığı durumlarda önleme aramasına tabi olma-
yacağının kabulü gerekmektedir.
44
Örnek olarak avukatlık bürosu gibi
avukatın mesleğini yaptığı yerlerden olan adliyeye girişlerde avukat-
lara önleme araması yapılamayacaktır.
Avukatın mesleğini yaparken önleme aramasına tabi olmayacağı
düşüncemize uygun bir düzenlemeye 5275 sayılı Kanun’un
45
86. mad-
desinin 3. fıkrasında yer verilmiştir. 86. maddenin 3. fıkrasında yer alan
düzenlemeye göre, “
... sıfat ve görevi ne olursa olsun, ceza infaz kurumlarına
girenler duyarlı kapıdan geçmek zorundadır. Bu kişilerin üstleri metal dedek-
törle aranır; eşyaları x-ray cihazından veya benzeri güvenlik sistemlerinden
geçirilir, ayrıca şüphe hâlinde elle aranır. Bu cihazların bulunmadığı yerlerde
arama ve kontrol elle yapılır. Ancak milletvekilleri, mülkî amirler, hâkim, Cum-
huriyet savcıları ve bu sınıftan sayılanlar, avukatlar, noterler, ... ağır cezayı ge-
43
Avukat mesleğinin niteliği avukatlar hakkında aramanın özel olarak düzenlenme-
sini gerektirdiğinden ve bu sebepleri bir önceki bölümde ayrıntılı olarak açıklamış
olmamız nedeniyle, bu konuya burada tekrar değinmeyeceğiz.
44
“Avukatların üst araması sorunu ile sır saklama yükümlülüğü ve hak arama öz-
gürlüğünün etkin kullanılması arasındaki bu yakın ilişkinin tespiti, avukatlara
tanınan bu hakkın sınırının belirlenmesi açısından önemlidir. Avukatın üzerinin
aranmaması avukatlık mesleğinin niteliği gereği tanındığı için, avukatın mesleğini
yapmadığı zamanlarda bu haktan yararlanmaması gerekir. Bu hakkın tanınış ama-
cı, avukatlık mesleğinin en etkin şekilde icrasını sağlamak olduğu için, avukatın
mesleğini yapmadığı durumlarda diğer kişilerle aynı hukuksal statüde bulunması
gerekmektedir .... Avukatlık mesleğinin zamana ve mekana bağlı kalarak yapılan
bir meslek olmadığı gözetildiğinde, önleme araması yapılmak istenen ve mesleği
avukat olan kişinin o an mesleğini yapıp yapmadığının belirlenmesi gerekmek-
tedir. Avukatın o an mesleğini yapmasından, dilekçe yazmak gibi mesleğin tipik
görünümlerini kastetmediğimizi de belirtmek isteriz Adliyeden bürosuna dönen,
bürosundan çıkıp otobüse binen, elinde evrak çantasıyla herhangi bir yere giden
avukatın da mesleğini yaptığının kabulü gerekmektedir. [Bununla birlikte,] avu-
katlık mesleği sadece mesai saatleri içerisinde yapılan bir meslek değildir .... Dola-
yısıyla, görevi ile ilintili bir iş yaptığına inanan avukatın, avukat olduğunu belirt-
mesi durumunda, zaman ve mekan ayrımı gözetilmeksizin önleme aramasından
muaf olduğunu düşünmekteyiz. Avukatın beyanı ile görüntü arasında önemli bir
çelişki varsa; bu durumda avukatın mesleğini yapmadığının kabulü gerekmekte-
dir. Bu durumda aramayı yapan kolluk görevlisinin hukuka uygun davrandığının
kabulü gerekmektedir. Avukatın beyanı ile görüntüsü arasında çelişki olmakla be-
raber, kolluk görevlisi avukatın mesleği ile ilintili bir durumda bulunmadığından
emin değilse, Avukatlık Kanunu madde 2 uyarınca yargının kurucu unsuru olan,
aynı Kanunun 1. maddesi uyarınca kamu hizmeti yürüten avukatın beyanını esas
alacak ve arama yapmayacaktır”. bkz. Vuraldoğan, s. 22-23.
45
13.12.2004 tarih ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Ka-
nun, 29.12.2004 tarih ve 25685 sayılı R.G.