

TBB Dergisi 2016 (124)
Seda DUNBAY
161
cak metin dâhilinde açık bir düzenlemeye yer verilmemiş olmasından
yasama bağışıklıklarının göz ardı edildiği anlamı çıkartılması doğru
olmaz. Zira bir önceki paragrafta belirtildiği üzere, 1921 Anayasası,
olağanüstü dönem anayasasıdır.
29
Dönemin özellik arz etmesi sebe-
biyle Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, Birinci Meclis tarafından hazırlanıp
yürürlüğe konulmuştur. Buna karşılık, Kanun-u Esasi resmen yürür-
lükten kaldırılmamıştır.
30
Tamamıyla yeni bir rejimin kapılarını açan Teşkilat-ı Esasiye Ka-
nunu, gerek maddeleriyle gerek hazırlanış biçimiyle Kanun-u Esasi
döneminin sona erdiğini ortaya koymuştur. Ancak bahsedilen gerçek,
1921 Anayasası’nda dönemin koşulları dolayısıyla açıkça dillendirile-
memiştir. Nitekim Mustafa Kemal Paşa’nın Sadrazam Tevfik Paşa’ya
hitaben gönderdiği 30 Ocak 1921 tarihli telgrafta şu ibareye yer ve-
rilmiştir:
“Kanun-u Esasinin işbu mevad ile tearuz etmeyen
(çatışmayan)
ahkâmı kemakân meriyülicradır
(yürürlüktedir)
.”
31
Buradan da anlaşıla-
cağı üzere, Kanun-u Esasinin teşrii masuniyete yani yasama bağışık-
lıklarına ilişkin maddeleri ile yürürlükteki 1921 Anayasası’nın mantığı
çatışmadığı için uygulanmaya devam edilmiştir. Hatta
“TBMM Reisi
Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine Başkumandanlık Tevcihine Dair Kanun’da”
,
mebusların haklarının ve teşrii masuniyetlerinin hem Teşkilat-ı Esasi-
ye Kanunu hem de Kanun-u Esasi ile saklı olduğu belirtilmiştir.
32
Bu ifadelerden yola çıkarak, Osmanlı Devleti’nin ilk ve son anaya-
sası olan 1876 tarihli Kanun-u Esasi’nin yasama bağışıklıklarını düzen-
leyen ilgili maddelerine bakmak gerekmektedir. Ancak bu noktada,
Osmanlı parlamentosunun iki meclisli yapısının Büyük Millet Meclisi
bakımından geçerlilik göstermediğinin altını çizmekte fayda olacaktır.
Bu nedenle, Kanun-u Esasi’nin yasama sorumsuzluğunu düzenleyen
47. maddesi söz konusu farklılık dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
Bununla birlikte, parlamentolar arasındaki şekli ve yapısal farklılık,
yasama bağışıklıklarına ilişkin kuralların uygulamasında bir farklı-
lığa yol açmamaktadır. İlgili madde metni şöyledir: “
Meclis-i Umumi
azayı rey ve mütalaa beyanında muhtar
(özerk)
olarak bunlardan hiçbiri bir
29
Özcan, a.g.e., s. 44.
30
Çelik, a.g.e., s. 86.
31
Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk, nşr. Pınar Güven ve Nur Özmel Akın, Türkiye İş
Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2010, ss. 381-382.
32
Tanör, Osmanlı-Türk…, a.g.e., s. 268.