

TBB Dergisi 2016 (125)
Mehmet ALKAN
303
ma tasarruflarının kapsamında mütalâa edilemeyeceğini ve bu neden-
le tüm ileri sürülen gerekçelerin mesnetsiz olduğunu ifade ederek, ilk
derece mahkemenin görüşünü desteklemiş ve temyiz talebinin redde-
dilmesini önermiştir.
Divan, kanun sözcüsünün önerisine 3 Ekim 2013 tarihli kararın-
da uymuştur. Divan iki ve üç nolu temyiz gerekçelerinin reddi bağla-
mında bu iddiaların somut bir yanı olmaması nedeniyle oldukça kısa
açıklamalar yapmıştır. Buna karşılık bir ve üç nolu gerekçelerin reddi
bağlamında daha kapsamlı açıklamalar karşımıza çıkmaktadır. İlk
derece mahkemesinin 263.madde, 3.fıkranın yorum ve uygulanması
bağlamında birçok hukuki hata yaptığına ilişkin iddia bağlamında
Divan öncelikle tüzük karakterli hukuki tasarruflar kavramını ele
almıştır. Divan bu iddiayı reddederken, gerekçe olarak tercihli ve ter-
cihsiz davacılar ayrımına, anayasa tasarısının III-365.madde, 4.fıkra-
sına ve anayasa konvansiyonunda anayasa tasarısına ilişkin hazırlık
çalışmalarına istinat etmiş ve tüzük karakterli hukuk tasarruflarının
263.madde, 3.fıkra muvacehesinde dava konusu olabilecek diğer ta-
sarruf türlerine nazaran daha dar bir etkiye sahip olması gerektiğini
vurgulayarak ilk derece mahkemesinin ve kanun sözcüsü Kokott’un
görüşüne uygun olarak AB’nin Çalışma Usulleri Hakkındaki Anlaş-
manın 263.madde, 3.fıkrasında gerçek ve tüzel kişilerin dava hakkıy-
la ilgili olarak AT anlaşmasının 230.madde, 4.fıkrasında yapılan deği-
şiklik sonucu ortaya çıkan hükmün, gerçek ve tüzel kişilere yasama
tasarrufları dışında kalan genel geçerliliğe sahip tasarruflara karşı
daha esnek koşullarla iptal davası açma olanağı vermesi nedeniyle,
263.madde, 3.fıkrada yer alan tüzük karakterli yasama tasarrufları-
nın yasama tasarrufları dışında mütalâa edilmesi gerektiği sonucuna
varmıştır.
İlk derece mahkemesinin 6 Eylül 2011 tarihli kararında davacı-
ların dava konusu 1007/2009 sayılı tüzükten 263.madde, 3.fıkra mu-
vacehesinde doğrudan ve bireysel etkilenmediklerini dile getiren
saptamasının hukuka aykırı olduğu yönünde ileri sürülen iddiayı da
Divan Lizbon anlaşmasının AT anlaşmasının 230.madde, 4.fıkrasında
düzenlenen iptal davasının kabul şartlarının kapsamında bir değişik-
lik getirmek gibi bir hedef gütmemesi nedeniyle, şimdiye dek geçerli