

184
Türk Aile Hukukunda Toplumsal Cinsiyet Rolleri
GİRİŞ
Toplum, biyolojik olarak kadın ve erkek olan bireylerden, birbi-
rinden farklı düşünce ve davranış kalıplarına uygun davranmaları-
nı bekler. Kadınlığa ve erkekliğe ilişkin farklı düşünce ve davranış
kalıpları, sosyal ve kültürel kaynaklardan beslenerek oluşmuştur.
Ancak doğrudan cinsiyetle ilgili olduğu düşünülür ve bireylerin ye-
tiştiği toplum içerisinde farkında olmadan bireyin toplumsal cinsiyet
kimliğini şekillendirir. Bu süreç, kadınlık ve erkeklik rolleriyle bü-
tünleşen bireyin, yaşamı boyunca nasıl düşünmesi ve nasıl davran-
ması gerektiğini belirlemekle birlikte, nasıl hissetmesi, ne tür işlerde
çalışması, çalışma yaşamında ne kadar para kazanması, karşı cinsle
kuracağı ilişkilerde hangi özelliklere sahip olması gerektiği gibi pek
çok bireysel tercihini de biçimlendirmektedir. Bunun sonucunda, ka-
dın ve erkek bireyler, toplumun belirlediği toplumsal cinsiyet rolleri
çerçevesinde yaşamlarını devam ettirmekle yükümlüdürler. Bu rol-
lerin dışına çıkanlar yine toplumun ya da diğer bireylerin kendi yön-
temleriyle cezalandırılırlar.
Toplumsal cinsiyet rolleri, bireyleri verili kalıplar içerisine yerleş-
tirerek onları sınırlar. Toplum kadın ve erkeğe eşit roller vermediğin-
den, kadın ve erkek arasındaki eşitsizliği gün yüzüne çıkarır. Kadınlar
ve erkekler, kendileri için belirlenmiş olan toplumsal cinsiyet rollerine
uyduklarında eşit olarak ödüllendirilmedikleri gibi, uymadıklarında
da eşit olarak cezalandırılmazlar. Toplumsal cinsiyet rollerinin deva-
mı, kadın ve erkek arasındaki eşitsiz güç ilişkisinin de devamıdır.
Geleneksel toplumsal cinsiyet rollerini şekillendiren ve yeniden
üreten araçlardan biri de hukuktur. Bununla birlikte, eşitlikçi rollerin
yaşama geçirilmesi için de önemli bir işleve sahiptir. Medeni hukuk
ve ceza hukuku, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklanan so-
runların en fazla görünür olduğu alanlardır. Bu makalede, toplumsal
cinsiyet rollerinin etkisi medeni hukuk alanına, özellikle boşanma da-
valarıyla sınırlı olarak, inceleme konusu yapılmıştır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2002 yılında yürürlüğe gir-
mesiyle, önceki kanun metnindeki kadın ve erkeğin evlilikte farklı
rolleri olduğunu düzenleyen hükümleri kaldırılmışsa da, hukuk me-
tinleriyle ortaya konulan çerçeve sosyolojik gerçekliği tümüyle değiş-
tirememiştir. Bu sonuca, gündelik hayat ve kişisel deneyimler üze-