

204
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’na Göre Kefalet Sözleşmesinde Eşin Rızası
kabul edilmiştir.
13
Ayrıca kefil olacak eşin kefalet sözleşmesini kendi
ad ve hesabına kurmuş olması gerekir. Doğrudan temsilci veya tüzel
kişinin organı sıfatıyla kurduğu kefalet sözleşmelerinde eşin rızası
aranmaz.
14
Çünkü bu halde işlemin sonuçları temsil olunan kişi veya
tüzel kişi üzerinde doğar.
15
2. Kefaletin Türü Bakımından
Kefaletin türü bakımından bir ayrım yapılmamıştır. Kefaletin bü-
tün türleri açısından geçerliliği diğer eşin rızasına bağlanmıştır.
16
An-
cak eşin rıza beyanının hangi tür kefalete ilişkin olduğu anlaşılamı-
yorsa, normun koruma amacına uygun olarak bunu adi kefalet olarak
anlamak gerekir.
17
Ticaret hayatında müteselsil kefaletin sıklıkla kul-
lanılan kefalet türü olması sebebiyle eşinin ticari bir borca kefil oldu-
ğundan haberdar olan diğer eşin, rıza beyanında belirtmese de müte-
selsil kefalet için rıza vermiş olacağı savunulmaktadır.
18
Ancak rızası
gereken eşin (genellikle kadının)
19
eşinin ticari bir borca mı yoksa adi
bir borca mı kefil olduğu konusunda bilgi sahibi olması hayatın olağan
akışına uygun değildir. Kanaatimize göre rızanın müteselsil kefalete
ilişkin olduğunun rıza beyanında açıkça belirtilmesi gerekliliği, eğer
açıkça belirtilmemişse kefalet sözleşmesinin geçersiz sayılması, hü-
kümle amaçlanan sonuca ulaşmayı sağlar.
20
13
Necati Aksoylu, “Borçlar Kanunu Tasarısı’ndaki Kefalet Sözleşmelerine İlişkin
Önemli Değişiklikler”
, Bankacılar Dergisi
, İstanbul 2010, S. 72, s. 98. Söz konusu
düzenlemede her iki eşin de rızasının aranmasının kabul edilmesiyle eşler ara-
sında hukuki ve iktisadi eşitlik temin edilmiştir. Göktürk, s. 336-337. Ancak ül-
kemizin sosyal ve kültürel yapısı dikkate alındığında bu düzenlemenin daha çok
kocanın düşüncesizce kefil olmasının önüne geçilmesi için yapıldığı söylenebilir.
Kırca, s. 438 dn.15; Yavuz, N., s. 3001.
14
Gümüş, s. 343; Özen, s. 175; Kırca, s. 439; Aksoylu, s. 98. Hüseyin Murat Develioğ-
lu, Kefalet Sözleşmesini Düzenleyen Hükümler Işığında Bağımsız Garanti Sözleş-
meleri, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2009, s. 179 dn. 686. Evli bir kişinin dolaylı tem-
silci olarak kefalet sözleşmesi kurduğu hallerde eşin rızası aranacaktır. Gümüş, s.
343 dn. 1824.
15
Kırca, s. 439; Badur, s. 278.
16
Kırca, s. 439.
17
Baş, s. 124.
18
Kırca, s. 446; Özen, s. 183, Yavuz, N., s. 3008-3009.
19
Reisoğlu’na göre TBK m. 584 hükmü ile evlilik birliği içinde daha çok kadını ko-
rumak amaçlanmıştır. Seza Reisoğlu, Türk Kefalet Hukuku, Cem Web Ofset San.
Tic. Ltd. Şti., Ankara 2013, s. 89.
20
Aynı yönde Baş, s. 124-125. Aksi yöndeki bir görüşe göre esin beyanından rızası-
nın hangi kefalet türüne yönelik olduğu anlasılamıyorsa, esin iradesinin yorum-