

648 Sayılı Khk ve Dayanağı 6223 Sayılı Yetki Kanununun Ekolojik Hukuk...
402
görmüş tüm ilkelere aykırıdır. Gerektiğinde bütün belediye yetkilerini
kullanabilecek bir TOKİ Bakanlığı yaratılmış, üstelik verilen yetkilerle
ormanlar hariç bütün doğal varlıklar hakkında varlık-yokluk belirle-
mesi yapabilecek bir konuma getirilmiştir.
Yine 4708 sayılı Yapı Denetim Kanunu’nda yapılan değişiklikle
de ülkemizde denetim dışı bırakılan yapıların sayısı, türü ve dağılı-
mında önemli değişimler yaşanmıştır. Yapılan düzenleme ile ülke-
mizdeki tüm köylerin yanı sıra, belediyelerin yaklaşık olarak % 70’ini
oluşturan, nüfusu 5000 kişinin altındaki belediyelerin sınırları içinde
ve mücavir alanlarındaki yapılaşmalar da yapı denetim sistemi dışına
çıkarılmıştır. Bu haliyle yapılan düzenleme, teknik eleman açısından
son derece yetersiz olan bu yerleşmelerde, yapı güvenliği açısından,
sonuçları önümüzdeki yıllarda acı biçimde ortaya çıkacak çok önemli
bir olumsuzluk anlamına gelmektedir.
Köy yerleşik alanlarının imar planlaması dışına çıkartılması, 5403
sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun buralarda uy-
gulanmayacağı ve 4342 sayılı Mera Kanunu ile korunmaya çalışılan
meralarımızın yapılaşmaya açılması önemli olumsuzluklardır.
636 Sayılı KHK ile başlayan sıkıntı 644 ve 645 ile devam etmiş, 648
ile düzeltilmesi beklenirken, daha da olumsuz düzenlemeler getiril-
miştir.
Bu nedenle geleceğimizi betonla kaplayabilecek bu hukuki düzen-
lemenin, geniş bir katılımcılıkla yeniden ve tümüyle elden geçirilme-
si, sürdürülebilir yaşam anlayışı ile birlikte kalkınmanın gereği olan
kentleşme ve sanayileşmeden de vazgeçmeden ama bunu sürdürüle-
bilir bir tüketim ile disipline ederek yeniden oluşturulması en büyük
dileğimizdir. Bunun için artık bu tip hukuki düzenlemelerde konsen-
süsün, yasalar çıkmadan sağlanması gerekmektedir. Bu konuda da el-
bette görev; hukuki düzenlemeler için karar alan TBBM’ne, Hükümete
veya ilgili Bakanlıklara düşmektedir.
Eko-sistemi korumak, bilime ve hukuka uygun hareket etmek
toplumsal barışı sağlayacak, yaşamımızı ve geleceğimizi güvenli hale
getirecektir. Bu inanç ile ancak uygar dünyanın, uygar bir ülkesi ola-
biliriz.