

5982 Sayılı Anayasa Değişikliği Kanunu’nun 1982 Anayasası’nın “Hukuk Devleti” Anlayışına ...
88
güçlendiren bir eğilimi bünyesinde barındırmak biçiminde olmuştur.
Yasama ve yargı karşısında yürütme organı, özellikle devlet başkanı
eliyle güçlendirilmiştir.
10
Bu güçlendirme yasama organının giderek
yürütme ile bütünleşmesi ve yargının işlevsizleştirilmeye çalışılmasıy-
la pekiştirilmiştir. Özellikle yargı erkinin zayıflatılması
11
noktasında
atılan anayasal adımlar yürütmenin 1961 Anayasası döneminden daha
rahat hareket edebilmesi için gayet bilinçli olarak öngörülmüştür.
Anayasal sistem çerçevesinde yürütmenin parlâmenter sistemin
sınırlarını zorlayacak derecede yetkilendirilmesi / yetkinleştirilmesi
cumhuriyetin hukuk devleti niteliğini biçimsel
12
olmaktan öteye taşı-
10
Ergun Özbudun,
Türk Anayasa Hukuku,
Yetkin Yayınları, Gözden Geçirilmiş 11.
baskı, Ankara 2010, s. 59,62, 64. Gözler, otorite – özgürlükler dengesi bakımından
farklı bir yaklaşıma sahiptir. Yazara göre, yürütme güçlendirilmekle birlikte, ana-
yasa koyucu otorite ve özgürlük arasında hassas bir dengeyi kurmayı başarabil-
mişlerdir. Özellikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne koşut bir
“sınırlandırma”
sistemi öngörerek bu çabayı göstermiştir. Dolayısıyla özgürlükler devlet otoritesi-
ne feda edilmemiştir (Gözler,
a.g.e.,
s. 133).
11
Bu zayıflatma yargı açısından kilit konumdaki Yüksek Hâkimler Kurulu’nun,
HSYK adıyla yeniden yapılandırılması yoluyla gerçekleştirilmiştir. Kurul, Ada-
let Bakanı ve müsteşarı doğal üye olacak biçimde yeniden oluşturulmuş, bütçesi
ve sekretaryası oluşturulmadığı için bütün çalışmalarını bakanlık binalarında ve
personeli eliyle yapmak zorunda bırakılmak yoluyla yürütmenin ciddî anlamda
denetimine sokulmuştur. Ayrıca hâkimlerin denetimi ve haklarında açılan so-
ruşturmaların Bakanlığa bağlı adalet müfettişlerince yapılacağı öngörülerek bu
kontrol daha da perçinleştirilmiştir (Fazıl Sağlam,
“Hukuk Devleti Yolunda Türki-
ye – Bulunulan Nokta – Reformların Uygulamaya Geçirilmesi”
,
Prof. Dr. Bülent Tanör
Armağanı
, Hazırlayan: Mehmet Ö. Alkan, Oğlak Yayıncılık, İstanbul 2006, s.254
– 255). Bu yeniden düzenleme, 1982 Anayasası’nın yürürlüğe girmesinden 1,5
yıl önce gerçekleştirilmiştir. Bu, aslında anayasanın genel yapısına yansımış bir
yöntem olarak benimsenmiştir. Öyle ki, anayasanın birçok hükmü Millî Güvenlik
Konseyi döneminde çıkarılan kanunlara koşut olarak yazılmıştır. Böylece anayasa
uygun kanun anlayışından kanunlara uygun anayasa yapımı gibi oldukça
“yaratı-
cı”
bir usûl takip edilmiştir. Daha ayrıntılı bilgi için bkz. (Zafer Üskül,
Türkiye’nin
Anayasa Sorunu,
Afa Yayınları,
İstanbul 1991, s. 23 – 29).
12
Gerçekten de 1982 Anayasası ana hatlarıyla bir hukuk devletinde olması gereken
koşulları öngören bir yapıda oluşturulmuştur. Erkler ayrılığı temelinde bir dev-
let örgütlenmesi içinde
“eşitlik ilkesi”
(1982 AY. md. 10),
“anayasanın üstünlüğü ve
bağlayıcılığı”
(1982 AY. md. 11); ”
hak arama özgürlüğü”
(1982 AY. md. 36) ve tar-
tışmaya açık da olsa
“kanuni hâkim güvencesi”
(1982 AY. md. 37) kabul edilmiştir.
Ayrıca
“suç ve cezalara ilişkin esaslar”
(1982 AY. md. 38),
“temel hak ve özgürlüklerin
korunması çerçevesinde devletin tazminat yükümlülüğü”
(1982 AY. md. 40) ile idarenin
işlem ve eylemlerine karşı yargı yolunun açık olması” (1982 AY. md. 125) öngörül-
müştür. Anayasa koyucu bir hukuk devletinde mutlaka olması gereken bu şemayı
“yargı organının bağımsızlığına”
ve
“teminatlı olmasına”
(1982 AY. md. 138 - 140) yer
vererek tamamlamaya çalışmıştır. Hukuk devleti için en kritik makamı ifade eden
yargının bağımsızlığının bir güvencesi olarak HSYK’yi (1982 AY. md. 159) düzen-