

TBB Dergisi 2012 (103)
Cengiz Topel ÇİFTÇİOĞLU
147
oluşturmalıdır. Ayrıca kamu görevlilerince kuvvet kullanımına dair
kurallar açıkça belirlenip AHİS standartlarıyla uyumlu hale getirilme-
lidir. Yine yaşama hakkı açısından tehdit oluşturabilecek diğer faali-
yetleri de düzenlemelidir. Mahkeme 17.06.2008 tarihli Abdullah Yıl-
maz/Türkiye kararında bir uzman çavuşun mesleğe uygun düşmeyen
hareketleri sonucunda emri altında bulunan erin intihar etmesi olayın-
da, olayın şartlarına göre görevi emri altında bulunan erlerin fiziksel
ve zihinsel bütünlüğünü korumak olan profesyonel ordu mensubu
uzman çavuşun bu sorumluluklarını yerine getirebilmesi bakımından
açıkça yetersiz olduğunu tespit etmiştir. Bu sebeple ulusal düzenle-
meler uzman çavuşun emri altındaki birini yönetmek ve somut olay
da gerçekleşen türden hassas durumlarla karşılaştığı zaman görev ve
sorumluluklarını belirlemek açısından eksik kalmıştır. Bu nedenle yet-
kili merciler mağduru amirlerinin uygun olmayan davranışlarından
korumak için yetkileri dahilindeki her şeyi yapmış sayılamaz. Bu ba-
kımdan erin intiharından Türkiye sorumlu tutulmuştur
25
.
AİHS m. 2, yaşamı tehlike altında olan kişiler için koruyucu ön-
lemler alma yükümlülüğünü de içerir. Devlet önce somut bir tehlike
karşısında ciddi önlemlerle yaşamın korunması için koruma tedbirle-
ri alacaktır. Devletin bu yükümlülüğünün söz konusu olabilmesi için
insan yaşamına yönelik somut ve ciddi bir tehlikenin bulunması gere-
kir. Bu yükümlülük kişiye sürekli bireysel koruma sağlayacak kadar
sınırsız ve mutlak değildir. Bir sonuç değil, olanak yükümlülüğüdür.
Pozitif bir yükümlülükten bahsedildiğinde yetkililerin kişi veya kişile-
rin yaşam hakkına yönelen gerçek ve yakın bir tehlikenin varlığından
haberdar olması ve buna karşın kendisinden beklenebilecek makul
tedbirleri almamış olması gerekir. Mahkeme 10.10.2000 Akkoç/Türki-
ye, 27.04.2006 tarihli Ataman/Türkiye, 21.10.2008 tarihli Kılavuz/Tür-
kiye ve 28.03.2000 tarihli Kılıç/Türkiye kararlarında 2. maddenin ihlal
edildiği sonucuna varmıştır. Bu örnek kararları çoğaltmak mümkün-
dür. Burada güncel ve çarpıcı birer örnek olmaları nedeniyle Oğur/
Türkiye ve Dink/ Türkiye kararları üzerinde ayrıca durmak gerekir.
9.06.2009 tarihli Oğur/Türkiye kararında, başvurucunun annesi, baş-
vurucunun eski eşi tarafından, yetkili mercilerin eşinin şiddet içeren
davranışları konusunda defalarca uyarılmasına karşın öldürülmüştür.
25
Tezcan, Erdem, Sancaktar, Önok, s.98.