

TBB Dergisi 2013 (105)
Ümit Süleyman ÜSTÜN
179
maktadır
25
. Ancak ileride de ele alınacağı üzere burada tam anlamıy-
la bir gecikme faizi müessesesi ihdas edilmemiş, sadece iadenin aşırı
gecikmesi halinde, bu iadedeki gecikmeden dolayı daha düşük oranlı
olan tecil faizinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Yani gerekçede
belirtilen devletin de külfete katlanacağı söylemi, aslında çok da ger-
çekçi değildir.
VUK’un 112/4. maddesinde yapılan değişikliğin madde gerek-
çesinde ise, mükellef hukukunun gözetilmesi, enflasyonist etkilerin
mükellef alacağında oluşturacağı aşınmasının giderilmesi ve idarenin
gereksiz zaman kayıplarının önlenmesinin hedeflendiği belirtilmek-
tedir
26
.
Mükellefe iade edilecek vergilerde faiz ödenmesine ilişkin düzen-
lemenin, devletin vergi alacağının tahakkukunun gecikmesi dolayısıy-
la alınacak gecikme faizine ilişkin düzenlemeden yaklaşık 13 yıl sonra
–eksik de olsa– yürürlüğe girmesi ayrı bir sorundur. Bu dönemde ge-
cikme faizinin anayasa aykırılığı dolayısıyla Anayasa Mahkemesi’ne
yapılan itiraz başvurusunda da bu husus gündeme gelmiştir. Anayasa
Mahkemesi, mükellefe iadede faiz ödenmemesinin bir eksik düzenle-
me durumu olduğu, bunun anayasaya aykırılık iddiası kapsamı içinde
değerlendirilemeyeceğini, yasama organının dilediği zaman bu eksik-
25
“
Bu Kanunla, mükellef haklarını koruma yönünde atılan adımlardan birisi de mükellef-
lerin haklı sebebe dayanmadan bekletilen vergi iadesi alacaklarına devletin faiz ödemesi
uygulamasının getirilmesidir. Böylelikle mükellef alacağının zamanında ödenmemesi ne-
deniyle Devlet de bir külfete katlanacaktır
”. 4369 Sayılı Kanun Tasarısı’nın Gerekçesi,
http://www.gib.gov.tr/fileadmin/mevzuatek/gerekceler/6183/tvk_4369_sayi-li_kanun_1.pdf, s. 348.
26
“
Bu madde ile fazla ve yersiz tahsil edilen veya kanun gereği iadesi gereken vergilerin
mükellefe red ve iadesinde mükellef hukukunun gözetilmesi, enflasyonist etkilerin mükellef
alacağında yaratacağı aşınmanın giderilmesi ve idarenin haklı ve yasal iade işlemlerinde
gereksiz zaman kaybının önlenebilmesi amacıyla düzenlemeler yapılmaktadır. Buna göre,
mükellefin, ilgili mevzuat uyarınca kendisinden istenilecek bilgi ve belgeleri iadeyi ya-
pacak idareye tesliminden itibaren üç aylık normal bir iade süreci başlayacaktır. Bu süre
içinde iadenin yapılamaması durumunda, üç ayı aşan süreler için, aynı dönemde uygu-
lanmakta olan ve 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre belirlenen tecil faizi esas
alınmak suretiyle bir faiz hesaplanacak ve bu faiz, iadesi gereken miktarlarla birlikte mü-
kellefe ödenecektir. Bu faiz, üç aylık sürenin sonundan itibaren düzeltme fişinin mükellefe
tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanacaktır. Üç aylık normal iade sürecinin,
mükellefin eksik bilgi ve belgeleri tamamladığı tarihten itibaren başlayacağı kuşkusuzdur.
Red ve iadenin mükellefe bildirilmesi üzerine 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 120 nci
maddesinde sözü edilen bir yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlayacaktır
”. 4369 Sayılı
Kanun Tasarısı’nın Gerekçesi, s. 350-351.