

Hukuk Yargılamasında Dava Sebebi Üzerine Bir İnceleme
196
maddi anlamda kesin hüküm, her iki davanın dava sebebi, yani va-
kıalarının aynı hukuki sebep temeline dayandırılarak çözülmüş olma-
sını gerektirmektedir. Bir diğer ifade ile yargılamanın yenilenmesine
başvurabilmek için her iki davanın tarafları, konusu ve dava sebebinin
aynı olması kimi ihtimallerde yetmeyecek, maddi anlamda kesin hü-
kümde, dava sebebinin aynı olması için, vakıaların aynı hukuki sebep
ışığında tetkik edilerek hükme bağlanması da zorunlu olacaktır. Aksi
halde iki aynı davada, birbirine aykırı kesinleşmiş karar şartı ortaya
çıkmayacaktır. Zira hükmün dayandırıldığı vakıalar hukuki sebeple
bir bütün oluşturmakta
308
, tabiri caizse mütemmim cüz teşkil etmek-
tedir
309
. Bu durum, Hukuk Muhakemeleri Kanunu 376. maddesinde,
üçüncü kişilere, hükmü iptal hakkı veren yargılamanın yenilenmesi
kurumunu karşımıza çıkarmaktadır. Kural olarak, maddi anlamda ke-
sinlik esas itibariyle yalnız hüküm fıkrası içindir
310
. Bundan mütevellit,
308
“Bir mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece
nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenle-
melere dayandırıldığını ortaya koyar; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasında-
ki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince
hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve
Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uy-
gun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildi-
ğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek
açıklıktaki bir gerekçe bölümünün bulunması, zorunludur. Bütün mahkemelerin
her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın
141/3.maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 Sayılı HMK’nun 27 ve
297. maddeleri işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Öte yandan, bazen bir
mahkeme kararının, başka bir dava yönünden kesin hüküm veya güçlü delil
oluşturup oluşturamayacağı gibi konularda yapılacak hukuksal değerlendirme-
lerin sağlıklı olabilmesi de, o kararın yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi
içermesiyle mümkündür(Hukuk Genel Kurulu’nun 18.10.2006 tarih ve 2006/11-
620 esas, 2006/659 karar sayılı kararı). Bu açıklamaların ışığında somut olaya ba-
kıldığında; mahkemece verilen kararın, mükerrer takibe ilişkin şikayet yönünden
yukarıda açıklanan nitelikte bir yasal gerekçeyi içermediği ve Yargıtay denetimi-
ne elverişli olmadığı çok açıktır. O halde, borçlunun mükerrer takip şikayetine
ilişkin olarak işin esasına yönelik herhangi bir inceleme yapılmaksızın, salt bu
nedenle mahkeme kararının bozulması gerekir.” (12.HD 04.05.2012, 2011/31147,
2012/15305).
309
“Hükmün gerekçe bölümünde: iddia ve savunmaların özeti, çekişmeli ve çekiş-
mesiz noktalar ile ret ve üstün tutulma nedenleri, sabit görülen olgulardan çıkarı-
lan sonuçlar ile hukuki nedenin gösterilmesi gerekir. (HUMK.m.388/b.3). Bu ba-
kımdan gerekçe, mahkemenin benimsediği olgular ile hüküm bölümü arasındaki
yasal bağ niteliğindedir. Kural olarak, gerekçenin kesin hüküm anlamında değeri
bulunmamaktadır. Ancak, hükme sıkı sıkıya bağlı gerekçe; olgu belirlemesi bakı-
mından kesin hüküm oluşturur.” (4.HD 29.05.2007, 381/7238).
310
Gürdoğan, s.40.