

Çevre Örgütlerinin Çevresel Yönetime Katılma Sürecinde Dayandığı Haklar
180
“İnsanın; hürriyet, eşitlik ve yeterli yaşam koşulları sağlayan onurlu
ve refah içinde bir çevrede yaşamak temel hakkıdır. İnsanın bugünkü
ve gelecek nesiller için çevreyi korumak ve geliştirmek için ciddi bir
sorumluluğu vardır” demektedir. Yaşam hakkıyla ilişkilendirilen bu
bireysel hak antroposentrik bir yaklaşımla düzenlenmiştir. “Onurlu ve
refah içinde yaşam” kriterlerine, 1986 yılında Çernobil’de meydana ge-
len nükleer felaket sonrası “sağlıklı yaşam” kriteri de eklenmiştir. Bu
anlamda, 14 Aralık 1990 tarihli Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun
45/94 saylı kararı “
Herkes, sağlığını ve esenliğini sağlayacak bir çevrede
yaşama hakkına sahiptir
” demektedir. Yumuşak hukuk (
soft law
) düze-
yinde kalan bu düzenlemeleri 1992 tarihli Rio Deklarasyonu izlemiştir.
Ekonomik bir kavram olan sürdürülebilir kalkınmayı çevre poli-
tikası ve hukukunun temel hedefi olarak kabul eden Rio Konferansı
çevre hakkının kapsamı açısından bir olumsuz bir de olumlu etki yap-
mıştır. Olumsuz etki, insan-merkezli yaklaşımla çevrenin korunma-
sını daraltan çevre hakkı düzenlemelerin artık ekonomik gelişmenin
önünde engel oluşturmayacak şekilde ele alınması gerektiğidir.
19
Rio
Deklarasyonu’nun ilk maddesi sürdürülebilir kalkınma kaygılarının
merkezinde bulunan insanoğlunun doğa ile uyum içinde sağlıklı ve
üretken bir yaşam hakkına sahip olduğunu belirtmiştir. Sürdürülebi-
lir kalkınmanın olumlu etkisi ise yalnızca bugünü değil gelecek nesli
de kapsayan geniş perspektiften kaynaklanmaktadır. Bu perspektifte
belirlenecek çevre hakkının hem zaman hem mekân bakımından geniş
yorumlanmasının önü açılmıştır.
20
Tüm bu uluslararası düzenlemeleri, ulusal mevzuat çalışmaları
takip etmiştir. Türkiye’de dâhil pek çok devlet, çevre hakkını ana-
yasal bir düzlemde düzenlemiştir.
21
Kimileri ise sadece yasal düzen-
lemelerle yetinmiştir.
22
Düzenlemelerin bir kısmı sadece hak
23
veya
19
Michel Prieur, Droit De L’Environnement,
Dalloz
, 6. Baskı, Paris, 2011, s.71.
20
İbrahim Kaboğlu, Anayasa Hukuku Dersleri,
Legal
, 8. Baskı, İstanbul, 2012, s.321.
21
Örneğin 1982 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 1988 tarihli Brezilya
Anayasası, 1978 tarihli İspanyol Anayasası, 1982 tarihli Çin Anayasası, 1994 tarihli
Belçika Anayasası, 1979 tarihli Peru Anayasası, 1976 tarihli Portekiz Anayasası,
2004 tarihli Çevre Şartı’nın yürürlüğe girmesinden beri Fransız Anayasası, 1975
tarihli Yunan Anayasası, 1994 yılında yapılan değişiklik sonrası Alman Anayasası,
1993 tarihli Rusya Federasyonu Anayasası, 1972 tarihli Macaristan Anayasası,
1980 tarihli Şili Anayasası vb.
22
Örneğin İngiltere’de 1974 senesinde yürürlüğe giren Büyük Britanya’da Kirlilik
Kontrolü Kanunu.
23
Örneğin Norveç ve Rusya Anayasaları çevreyi sadece bir hak olarak düzenlemiş-