

TBB Dergisi 2013 (108)
Mehmet Şükrü NAR
281
Diğer yandan, bir diğer tartışma odağı da normlar arasındaki fark-
lılıkların suç eylemini açıklamaktaki açmazlığıdır. Acaba bir suç ge-
leneksel kurallara göre mi? Yazılı kanunlara göre mi? Yoksa her iki
normu içine alan bütünsel yaklaşıma göre mi? Tanımlanmalı ve açık-
lanmalıdır. Aslında her üç yaklaşımda kendi içinde doğruları barın-
dırmakta ve bu durum toplumlar arası sosyo-kültürel farklılıktan kay-
naklanan bir sonuç olarak ortaya çıkabilmektedir. Bir klan ya da aşiret
örgütlenmesinin olduğu soya dayalı siyasal sistemlerde geleneksel ku-
rallar daha katı bir şekilde uygulanırken; buna karşılık modern siya-
sal sistemlerin hakim olduğu yönetim unsurlarında geleneksel kural-
lar dikkate alınmakla birlikte esas olan evrensel nitelikli yazılı hukuk
normlarının geçerli olduğunu söylemek pekala yanlış olmayacaktır.
Her iki norm arasındaki temel ayrım ise çoğu durumda işlenen bir su-
çun cezai yaptırımlar bakımından karşılığının bulunmasındaki farkta
yatar. Bir suç türü, yasalarca belirlenen yaptırımlara tabi tutulurken,
aynı suça karşılık verilebilecek ceza geleneksel kurallarda topluluk ta-
rafından dışlanma ya da ayıplama şeklinde karşılık bulabilir. Ya da
töre adı altında işlenen bir cinayet suçu, yasalarca ve çoğu durumda
insani nedenlerden ötürü kişice(lerce) suç olarak kabul görür. Ancak
sosyal ve kültürel algı, topluluk içinde işlenen bu şiddet suçunu ne-
densellik ilişkisine bağlayarak (kan davası, namus cinayeti...) kabul
edilebilir bir eylem biçimi olarak düşünebilir
.
Aslında her iki kuralda
o toplumun koşullarına göre hazırlanmış ve ortaya çıkmıştır (norm-
ların yanlış yorumlanması ve istisnai durumlar hariç). Dolayısıyla bir
davranışın suç olarak nitelendirilmesi ve kabul edilmesi toplumdan
topluma veya kişiden kişiye değişkenlik gösterebilir.
İlkel topluluklarda hukuk ve ona ilişkin kurallar, grubun sürege-
len geleneksel anlayışına (inanç biçimi, alışılmış davranışlar, örfler,
mitler…) göre biçimlenmekte ve bireye, sosyal-kültürel çevre tarafın-
dan daha ziyade kalıplaşmış davranış örüntüleri ve tutumlar olarak
aktarılmaktadır. Geleneksel yaklaşımda normlar, alışkanlıklar, gele-
neklere bağlılık, buyruklara saygı, davranış örüntüleri… kavramları
bir bütün olarak töreyi ifade ederken, bunun yanında grup duygusu,
ahlaki normlar, tabu olarak kabul edilen değerler ve ortak sorumluluk
ilkesi…gibi yaklaşımlar törelere bağlılığı güvence altına alan öğeler
olarak kabul görür. Aynı zamanda töreler, salt toplulukların hukuki
işlerliğinin yanında onların yönetim, ahlaki, karşılıklı ilişkiler…gibi