

TBB Dergisi 2014 (111)
Murat Volkan DÜLGER
351
kemesi tarafından tehdit ve tehdide azmettirmeden suçlu bulunmuş-
lardır. Ancak verilen para cezaları son derece ılımlı olmuştur: Polis
memuru E.’ye 3.600 Euro, polis memuru D.’ye 10.800 Euro ceza ve-
rilmiştir
91
. Disiplin yaptırımı olarak ikisi de kurumun, suç soruştur-
malarında görev alamayacakları mevkilerine tayin edilmiştir. Ancak D
daha sonra terfi etmiştir.
Daire tarafından verilen ilk kararda, ulusal mahkemelerin 3. mad-
denin ihlalini kabul etmeleri ve polislere ceza verilmesinin yanı sıra,
özellikle soruşturmada yasak yöntemlerin kullanılmasının, başvuru-
cunun duruşma öncesinde vermiş olduğu ifadelerin yargılamada de-
lil olarak kabul edilmemesi şeklinde bir yaptırımla sonuçlanmasının,
mağduriyet statüsünün devam etmediği şeklinde yorumlanması ge-
rektiğine karar verilmiştir
92
.
Başvurucu ise diğer nedenlerin yanı sıra özellikle, ancak Sözleşme-
nin 3. maddesinin ihlalinin doğrudan bir sonucu olarak elde edilmiş
bütün bulguların davadan dışlanmasıyla eski hale
(status quo ante)
dö-
nülebileceğini iddia etmiştir. Kabul edilmeleri nedeniyle yargılamanın
sonucunu daha baştan belirlemiş olan bu deliller, zımnen kendisinin
mahkumiyetini ve verilebilecek azami cezanın verilmesini sağlamıştır.
Sadece duruşma öncesinde zorlama sonucu verdiği ifadelerin dışlan-
ması, giderim için yeterli değildir; çünkü maddi deliller bir kez kabul
edildiğinde, artık bu ifadeler iddia makamının kendisi aleyhindeki
iddiaları için gerekli değildir
93
. Dolayısıyla başvurucu zehirli ağacın
meyvesi öğretisinden hareketle, bir şekilde kendisinden hukuka ay-
kırı olarak elde edilen ifadelere dayanan ve/veya bağlantısı olan tüm
delillerin yargılamadan dışlanmasıyla mağduriyetinin sona ereceğini
iddia etmiştir.
Hükümet ise diğer iddialara karşı yanıtlarının yanı sıra özellikle bu
önemli iddiaya karşı, Frankfurt Bölge Mahkemesi’nin sadece 1 Ekim
2002 tarihindeki ikrarı değil; aynı zamanda başvurucunun duruşma
öncesinde polis, savcı ve bir yargıç önünde verdiği sonraki bütün ik-
rarlarını da dışladığını; ancak başvurucunun, önceki ikrarlarının delil
olarak kullanılmayacağı konusunda bilgilendirildikten sonra, duruş-
91
LG Frankfurt, 58 Neue Juristische Wochenschrift 692, 2005.
92
Gäfgen v. Almanya, §109.
93
Gäfgen v. Almanya, §111.