

TBB Dergisi 2014 (111)
Murat Volkan DÜLGER
359
neden gösterilmiştir. MG’den, JM’yi sakladığı gerekçesiyle doğrudan
şüphelenilmiş ve JM’nin hayatının büyük olasılıkla tehlikede olduğu
varsayılmıştır. Bu sebeple, adaletsizlik insan hakları ihlaline ilişkin
olsa da önemsiz ciddiyette olduğu kabul edilmiştir. Nitekim bir başka
davada MG’nin muzdarip olduğu bu durumun meşru savunmadan
kaynaklanabileceği; zira faillerin her zaman kendi haklarını mevzu
bahis edecekleri belirtilmektedir. Ayrıca polis memurlarına verilecek
daha ağır bir cezanın, ilerideki ihlalleri önlemesi açısından daha etkili
olup olmayacağının açık ve kesin olmadığı, burada daha önemli olan
hususun ceza mahkemelerinin, işkence tehdidinin her türlü durumda
yasak olduğu teamülünü aydınlatmış olmaları gerçeği olduğu ifade
edilmektedir
125
. Görüldüğü üzere bu yaklaşımda davaya yalnızca 3.
maddenin ihlali açısından yaklaşılmış, ancak 3. maddenin ihlali yoluy-
la elde edilen delilin yargılamaya etkisi ve bunun 6. maddenin ihlali
oluşturup oluşturmadığı tartışma konusu yapılmamıştır.
Bunun ötesinde Mahkeme, AİHS’in 3. maddesinin ihlalinin, ceza
yargılamasının ihlal edilmesi sonucunda elde edilen delillerin dışlan-
masını gerektirip gerektirmediği konusunda bir tespitte bulunmamak-
tadır
126
. Bu tespit, adil yargılanma hakkının ihlal edilip edilmediği so-
rusuyla kesişmektedir. Yukarıdaki görüşle paralel olarak, her ne kadar
AİHS’in 3. maddesinin ihlali nedeniyle mağdur olduğunu söylese bile,
MG’nin gerçekte nadiren ulaşılan bir avantaja sahip olduğu da belir-
tilmektedir
127
.
Öncelikle ifade etmeliyiz ki Mahkemenin bu tavrını eleştirmemek
mümkün değildir. Mahkeme 3. maddenin ihlali ve mağduriyet sta-
tüsünün devamı açısından uzun açıklamalar yaptıktan, bu konudaki
ilkeleri ortaya koyduktan ve bununla ilgili (içtihat niteliğindeki) çok
sayıdaki kararına atıf yaptıktan sonra, gerekçe göstermeksizin yargı-
lamanın esas can alıcı noktasıyla ilgili karar vermenin gereksiz oldu-
ğunu belirterek bu konuda adeta karar vermekten, görüş bildirmekten
kaçınmıştır. Bu durum ilerleyen sayfalarda göreceğimiz üzere, kararın
can alıcı noktası olan 6. maddenin ihlali iddiası hakkında karar ver-
mekten kaçınmanın da zeminini oluşturmuştur. Oysa ulusal mahke-
125
Ast, s.1399, 1400.
126
Gäfgen v. Almanya, §128,129.
127
Ast, s.1400.