

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Gäfgen Kararı Bağlamında Ceza Muhakemesinde ...
390
suretiyle elde edilen maddi delillerin dışlanması talebini reddettiği za-
man, yargılamada artık ikrardan başka bir savunma seçeneğinin kal-
madığını belirtmiştir
224
. Bu iddia karşısında Mahkeme öncelikle, ulusal
mahkeme önündeki duruşmanın ikinci gününde ikrarda bulunmadan
önce başvurucuya susma hakkının hatırlatıldığına ve suçlamalar hak-
kında daha önce verdiği ifadelerden hiçbirinin aleyhine delil olarak
kullanılmayacağının söylendiğine dikkat çekmiştir. Dolayısıyla Mah-
keme, ulusal mevzuatın ve pratiğin, kötü muamele vasıtasıyla elde
edilmiş ikrarlara bir sonuç bağladığına
225
ve başvurucunun durumu-
nun bu noktada Sözleşmenin 3. maddesinin ihlal edilmeden önceki
duruma döndürüldüğüne ikna olmuştur
226
. Buna ek olarak, bir müdafi
ile temsil edilen başvurucu, duruşmanın ikinci gününde ve duruş-
manın sonunda verdiği ifadelerde, 1 Ekim 2002 tarihindeki olaylara
rağmen, suçunun sorumluluğunu almak üzere ve pişmanlık saikiyle
serbestçe ikrarda bulunduğunu vurgulamış, tartışma konusu maddi
delillerin kullanılmaması girişimi sonuçsuz kalmasına rağmen ikrarda
bulunmuştur. Mahkemenin bu açıklamalar sonucunda verdiği karar
aynen aşağıda yer almaktadır:
“Dolayısıyla Mahkemenin, başvurucunun gerçeği söylemediğini, Bölge
Mahkemesi yargılamanın başında tartışma konusu maddi delilleri kullan-
mamaya karar vermiş olsaydı başvurucunun ikrarda bulunmayacağını ve bu
nedenle ikrarın sanık haklarını ortadan kaldıran tedbirlerin bir sonucu olarak
görülmesi gerektiğini kabul etmesi için bir sebep yoktur
227
.
Her halükarda Bölge Mahkemesinin karar gerekçesinden anlaşılmakta-
dır ki, başvurucunun duruşmanın son gününde verdiği ikinci ikrar, öldürme
suçundan mahkum edilmesinde hayati bir öneme sahip olup; eğer başvurucu
ikrarda bulunmamış olsaydı, bu suçtan suçlu bulunmayabilirdi. Başvurucu-
nun ikrarında, tartışma konusu maddi deliller tarafından kanıtlanabilecek-
lerle alakası olmayan birçok ek unsur da yer almıştır. Maddi deliller, J.’nin
boğularak öldürüldüğünü ve başvurucunun Birstein’deki gölete gittiğini gös-
224
Gäfgen v. Almanya, §181.
225
Hulki Güneş v. Türkiye, Başvuru No. 28490/95, ECHR 2003-VII, §91; Göçmenv.
Türkiye, §73.
226
Gäfgen v. Almanya, §182.
227
Gäfgen v. Almanya, §183.