

TBB Dergisi 2014 (111)
Murat Volkan DÜLGER
395
edilmişti. Uyuşturucunun içinde bulunduğu küçük çanta, şüpheliye
zorla kusturucu bir ilacın verilmesi ve buna bağlı olarak şüphelinin kus-
ması sonucu ele geçirilmişti. Söz konusu kararda Mahkeme, Sözleşme-
nin 3. maddesinin ihlali suretiyle elde edilen delilin kullanılması kural
olarak dışlamamıştır; ancak olayın özelliklerini dikkate alarak karar ver-
meyi tercih etmiştir. Buna karşın Mahkeme, kötü muamelenin işkence
boyutuna ulaşması halinde, bu tür delillerin “ispat değeri ne olursa ol-
sun hesaba katılmaksızın bir mağdurun suçluluğunun ispatında daya-
nılamayacağına” işaret etmektedir
236
. Buna ek olarak, kötü muamelenin
derecesi ne olursa olsun Sözleşmenin 3. maddesinin ihlali suretiyle elde
edilen tanıklık, yargılamayı adil olmayan hale gerektirmektedir. Sonuç
olarak Mahkeme, Gäfgen v. Almanya davasında verdiği kararda açıkça
görüldüğü üzere tanıklığın kendisi ile böyle bir tanıklık neticesinde elde
edilen maddi deliller arasından ayrım yapmıştır
237
.
Görüldüğü üzere Mahkeme, yukarıda da belirttiğimiz üzere, hu-
kuka aykırı delil, yasak ağacın meyvesi kuramı ve delil değerlendir-
me yasakları konusunda net bir tavır sergilemekten kaçınmaktadır.
Bu açıkça eleştirilmesi gereken bir tavırdır. Nitekim bu konuda Sayın
Ünver ve Sayın Hakeri’nin aşağıda alıntıladığımız görüşlerine katıl-
mamak mümkün değildir:
“…Keskin çizgilerle hukuka aykırı delilden ne anlaşılması gerektiği ve
bunu kullanıp kullanılmayacağını açıkça belirterek, taraf ülkelerin yargı ma-
kam ve kişilerini ileriye dönük olarak net göstergelerle yönlendirmek yerine,
bu konuda suskun kalmak, bütün olarak yargılamanın adil olup olmadığını
değerlendirmek, savunma hakkına riayet edip edilmediğini gözeterek belirsiz
bir alan bırakmakta ve böylece uygulamalar sonrası vakıa önüne geldiğinde
somut olaya dayalı olarak dosyadaki verilere göre bazen bazı gerekçelerle hu-
kuka aykırı delilin kullanılabileceğine yeşil ışık yakmaktadır. Bu kabul edile-
bilir bir tutum ve yaklaşım değildir. Şüphesiz somut olayın içinde bulunduğu
şartlara bakmak gerekliliği noktasında İHAM haklı olmakla birlikte, hukuka
aykırılık kavramının kapsamı ve bunun delil ve ispat hukuka etkisi bakımın-
dan daha net ve açık kurallar önerilmesi çok gerekli ve daha yerinde bir hu-
kuksal tutum olurdu”
238
.
236
Jalloh v. Almanya, §105.
237
Buyse, s. 1599, 1600.
238
Ünver/Hakeri, s.184.