

Anayasa Mahkemesinin Eylemli İçtüzük Kuralına İlişkin İçtihat Değişikliğinin Gerekçesi Üzerine
272
Dolayısıyla maddenin gerekçesinin bu yönüyle değişmiş olduğu-
nu söylemek gerekir. Ancak madde ve gerekçesi öndenetim yönünden
değiştirilerek kabul edilmişse de gerekçenin şekil bakımından dene-
timi sınırlayan kısmının geçerliliğini sürdürdüğünü söylemek yanlış
olmaz. Dolayısıyla gerekçenin
En büyük organ Genel Kuruldur... . Daha
önce vücut bulan şekil bozukluklarını genel kurulun bildiği veya bilmesi gerek-
tiği varsayılır.
cümleleriyle ifade edilen anlayışın sürdüğünü ve bunun,
Meclisin hiçbir yöntem kuralına uymaması sonucunu doğurabilece-
ğini belirtmek gerekir. Mecliste çoğunluğa sahip herhangi bir iktidar,
son oylamayı yaptırarak, diğer yöntem kurallarının hiçbirine uymaya-
bilir. Böylesine bir uç noktaya varılması durumunda AYM’nin erkler
ayrılığı ilkesinin bir sonucu olarak, müdahale etmesi sözkonusu ol-
maz. Bu da erkler ayrılığı ilkesinin bu yönden çalışmaması sonucunu
doğurur.
Bu eleştirilere rağmen AYM’nin bu sınırlara bağlı kalmasını ve şe-
kil denetimini son oylamanın öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılma-
dığıyla sınırlı tutmasını olağan karşılamak gerekir. Çünkü, gerekçeyle
birlikte değerlendirildiğinde anayasa koyucunun şekil denetimi bakı-
mından AYM’ne verdiği görev gerçekten tam da budur.
Bu kuraldaki sınırlamalardan sonra AYM, içtüzük kurallarına
uyulmadan çıkarılmış yasaların Anayasaya biçim açısından uygun
olup olmadıklarını uzun süre incelememiş ve 1982 Anayasasının bu
konudaki sınırlayıcı hükümlerini gerekçe göstererek bu yöndeki iptal
taleplerini reddetmiştir. Diğer taraftan AYM’ne dava açma yetkisine
sahip olanlar da bu durumu dikkate alarak şekil bozukluğuna dayalı
çok az sayıda dava açmışlardır. Başka bir anlatımla bu dönemde hem
AYM hem de taraflar, Anayasa’nın bu kuralını gerekçesi doğrultusun-
da yorumlamışlardır ve bundan dolayı da bu dönemin ilk on yılında
şekil bozukluğuna dayalı herhangi bir iptal kararı verilmemiştir. Bu-
nun sonucu olarak da 1982 Anayasası sonrasında, on yıla yakın bir
zaman diliminde, AYM’nin İçtüzüğün uygulanmasına ilişkin değer-
lendirme yaptığı çok az sayıda kararına rastlanmaktadır. Mahkeme
şekil açısından denetim yapılmasını içeren az sayıda istemi de, bu
dönemde maddeyi dar yorumlayarak cevaplandırmıştır. AYM bu dö-
nemde davaya bakmak için davanın 10 günlük sürede açılmasını ara-
mış ve sadece son oylamanın değerlendirmesiyle yetinmiştir. Örneğin
E. 1985/8, K. 1986/27 numaralı kararında şunları söylemiştir: