

Avukatın Haklarının Önündeki Engeller
120
sorunların çözümünün ve kişilerin hakkını aramasının ancak hukuk
eğitimi almış belirli statüde yer alan kişiler tarafından gerçekleştirile-
bilmesinin mümkün olmasıdır
45
.
Avukatın tekel hakkının kapsamı Avukatlık Kanunu’nun 35. mad-
desinin I. fıkrasında belirtilmiştir. Burada hakkın kapsamına ilişkin
ayrıntılı bir inceleme yapılmayacaktır
46
. Ancak avukatın tekel hak-
kıyla ilgili olarak dikkate alınmayan veya daha az dikkate alan bir
hususa dikkat çekilmelidir. Genel olarak hem toplumda, hem yargı
makamlarında avukatın tekel hakkının sadece duruşmalara girmek,
yargı makamlarında müvekkili temsil etmek şeklinde algılandığı gö-
rülmektedir. Halbuki Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesinin I. fıkrası
“Kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa vermek...” şeklinde
başlamaktadır. Görüldüğü gibi avukatın tekel hakkı mahkemelerde
başlamayan çok geniş bir haktır. Günümüzde bu hakkın farklı kişiler-
ce bariz bir şekilde ihlal edildiği görülmesine rağmen, maalesef ihlal
edenler hakkında gerekli işlemler yapılmamaktadır.
Avukatlık Kanunu, sadece avukatın tekel hakkını düzenlememiş
ayrıca buna aykırı davranan kişiler hakkında cezai yaptırım da ge-
tirmiştir. Avukatlık Kanunu’nun 63. maddesinde cezai yaptırım dü-
zenlenmesine rağmen, uygulamada yargı organlarının bu hükümleri
uygulamakta çekingen davrandıkları görülmektedir.
4.2. Avukatın Tekel Hakkının Önündeki Engeller
Avukatın tekel hakkının önündeki birinci engel, avukatın tekel
hakkı kapsamındaki işleri yapan kişiler ile bu kişilere Avukatlık Ka-
bağdaşan ölçülü bir genişleme olduğu yönünde bkz. İyimaya, s.162. Kanaatimizce
günümüzde hukukun karmaşık ve farklı uzmanlıklar isteyen yapısı dikkate alın-
dığında, sağlıklı ve büyük bir ekonomi isteyen herkesin zorunlu avukatlığı des-
teklemesi ve hatta genişlemesinin önünü açması gerekmektedir. Bu sayede uyuş-
mazlık sayısının azalacağı, yargının yükünün hafifleyeceği de açıktır. Anayasa
Mahkemesi de 30.06.2011, E.2010/10, K.2011/110 sayılı kararında aynı gerekçeyi
belirterek, hükmün Anayasa’ya aykırılık iddiasını reddetmiştir (RG, 18.02.2012,
S.28208). Ancak burada önemle belirtmek gerekir ki, bu yarar şeklen var olan avu-
katlarla değil, belli alanlarda uzmanlaşan, şirketlere ihtiyaç duyulan konularda
doğru danışmanlık yapan avukatlarla mümkün olacaktır. Dolayısıyla avukatlıkta
uzmanlaşma konusunda daha ciddi çalışmalar yapılmalıdır.
45
Güner, s.139; İyimaya, s.156, 161; Özkan, s.55-56.
46
Ayrıntılı açıklama için bkz. Mehmet Şirin Erdoğan, “Avukatlıkta Tekel Hakkı”,
Hukuk Kurultayı 6-10 Ocak 2004, Ankara 2004, s.161; Güner, s.145-146.