

Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu (TCK m. 179)
170
Bu bakımdan, kanaatim, gerek ehliyeti olmayan
63
gerekse geri
alınmış olan sürücü bakımından, TCK m. 179/2’nin uygulanması için,
başkasının hayat, sağlık veya malvarlığını somut olayda tehlikeye dü-
şürücü davranışının varlığı kanıtlanmalıdır. Keza, anılan yazarlar da
suçun “somut tehlike” suçu olduğu konusunda hemfikirdir. Oysa ehli-
yetsiz olarak araç kullanma şeklindeki tipik hareketin başlı başına bir
tehlike arz etmesi nedeniyle cezalandırılması gerektiği görüşü, TCK
m. 179/2’yi, ehliyeti olmayanlar veya geri alınanlar bakımından bir
soyut tehlike suçuna çevirir.
TCK m. 179/2’nin gerekçesine göre “
Bu suç ayrıca, trafik güvenliği
için öngörülmüş bakım ve onarımlar yapılmadan aracın trafiğe çıkarılması
hâlinde de işlenebilir. Ancak bunun için ayrıca, gerekli bakım ve onarımı ya-
pılmamış aracın trafiğe çıkarılması suretiyle kişilerin hayatı, sağlığı veya mal-
varlığı açısından bir tehlikeye neden olunması gerekir.
”
64
Bu açıklamalara göre, gerekli onarım ve bakım yapılmış olsaydı,
meydana gelmeyecek olan bir tehlike, bu husustaki ihmal sonucunda
doğmuş olmalıdır. Aksi takdirde, ihmali davranış ile meydana gelen
tehlike arasında nedensellik bağının varlığından söz edilemez. Ka-
naatimizce, gerekli kontrollerin yapılması durumunda tehlikeyi do-
ğuran olayın (örneğin, lastik patlaması nedeniyle kazanın) meydana
gelmeme ihtimalinin, gelme ihtimalinden fazla olması yeterli değildir;
ihmalin gösterilmemiş olması durumunda, tehlikenin meydana gel-
meyeceğinin “kesine yakın veya yüksek ihtimalle” tespit edilebilmiş
olması aranmalıdır.
65
İhmali davranışta nedenselliğin tespiti varsa-
yımsal bir yargıya bağlı olduğundan, mutlak bir kesinlik aranamaz.
66
Zira burada gerçek ve fizik kanunları anlamında bir nedensellikten
ziyade onun “normatif bir eşdeğeri”, yani varsayıma bağlı bir değer-
lendirme söz konusudur.
67
63
Yar.12.CD., 24.1.2012, 6135/1013 (aktaran Kılıçarslan İsfen, s. 90, dn. 111).
64
Kıyaslayınız Çakmut, s. 780 (yazara göre, suçun bu şekilde işlenmesi mümkün
değildir).
65
Mantovani, s. 155; Fiandaca/Musco, s. 602. Sadece “kesine yakın”, yani yüze ya-
kın bir yüzdesel ihtimale tekabül eden nedensel ilişkinin şart olduğu görüşü için
bkz. Stefano Canestrari/Luigi Cornacchia /Giulio De Simone, Manuale di Diritto
Penale – Parte Generale, Bologna, 2007, s. 366. Alman öğretisinde de baskın görü-
şün bu yönde olduğuna dair bkz. Öztürk/Erdem, kn. 301. Yine bkz. Zafer, s. 215.
66
Fiandaca/Musco, s. 601.
67
Canestrari/Cornacchia/De Simone, s. 365.