

Hapishane İdarelerinin Yetkileri ve Hapsedilen Haklarının Sınırı
162
hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkesine atıfta bulunmuş ve disiplin
hukukunda ceza hukukunun temel ilkelerinin uygulanacağını kabul
etmiştir. Mahkeme kararda Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fık-
rasının suçun yasallığı, üçüncü fıkranın ise cezanın yasallığı ilkesini
düzenlediğini ve bu iki koşulun disiplin hukuku bakımından geçerli
olduğunu kabul etmiştir. Kararda “
Anayasa’da öngörülen suçta ve cezada
kanunilik ilkesi, insan hak ve özgürlüklerini esas alan bir anlayışın öne çıktığı
günümüzde, ceza hukukunun da temel ilkelerinden birini oluşturmaktadır….
Kişilerin yasak fiilleri önceden bilmeleri düşüncesine dayanan, hukuk devleti-
nin temel aldığı, uluslararası hukukta ve insan hakları belgelerinde de özel bir
yere ve öneme sahip bulunan bu ilkeyle temel hak ve özgürlüklerin güvence
altına alınması amaçlanmaktadır
” denmiş; yasallık için şeklî bakımdan
otoritesinin ve bunun bir sonucu olan ceza verme yetkisinin keyfi ve hukuk dışı
amaçlarla kullanılmasının önlenebilmesi, kanunilik ilkesinin katı bir şekilde uy-
gulanmasıyla mümkün olabilir. Bu doğrultuda, kamu otoritesini temsil eden
yasama, yürütme ve yargı erklerinin, bu ilkeye saygılı hareket etmeleri; suç ve
cezalara ilişkin kanuni düzenlemelerin sınırlarının, yasama organı tarafından be-
lirgin bir şekilde çizilmesi, yürütme organının sınırları kanunla belirlenmiş bir
yetkiye dayanmaksızın, düzenleyici işlemleri ile suç ve ceza ihdas etmemesi, ceza
hukukunu uygulamakla görevli yargı organın da kanunlarda belirlenen suç ve ce-
zaların kapsamını yorum yoluyla genişletmemesi gerekir. (B. 2013/849, 15.4.2014,
§ 32) (41) ... Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup; birey, belirli bir
kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya
sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğu-
nu, kanundan öğrenebilme imkânına sahip olmalıdır. Birey, ancak bu durumda
kendisine düşen yükümlülükleri öngörüp, davranışlarını düzenleyebilir. Hukuk
güvenliği, kuralların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerin-
de devlete güven duyabilmesini, devletin de kanuni düzenlemelerde bu güven
duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. (AYM, E. 2009/51,
K. 2010/73, K.T. 20.5.2010; AYM, E.2009/21, K.2011/16, K.T. 13.1.2011; AYM,
E.2010/69, K.2011/116, K.T. 7.7.2011; AYM, E.2011/18, K.2012/53, K.T. 11.4.2012)
Hukuk devletinde, bireylerin belirli bir zaman diliminde hangi fiillerin suç olarak
tanımlandığı ve hangi cezai yaptırımlara bağlandığını bilip öngörebilmeleri, bir
başka ifadeyle ceza hukuku kurallarının öngörülebilir ve erişilebilir olması şart-
tır... Bu nedenle, kişinin işlediği fiilden sorumlu tutulabilmesi için, hangi fiille-
rin suç olduğunun kanunlarda açıkça gösterilmesi gereklidir (AYM, E.1991/18,
K.1992/20, K.T. 31.3.1992). (43) Ceza yaptırımına bağlanan fiilin kanunda açık bir
şekilde düzenlenmesi şartı, suç ve cezalara dair düzenlemelerin şeklî bakımdan
kanun biçiminde çıkarılmasının yeterli olmadığı, bunların içerik bakımından da
belli amacı gerçekleştirmeye elverişli olmaları gerektiğini ifade etmektedir. Bu açı-
dan kanun metni, bireylerin, gerektiğinde hukuki yardım almak suretiyle, hangi
somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını
belli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine imkân verecek düzeyde kaleme
alınmış olmalıdır. Dolayısıyla, uygulanması öncesinde kanun, muhtemel etki ve
sonuçlarına dair yeterli derecede öngörülebilir olmalıdır...” (AYM, E.2011/62,
K.2012/2, K.T. 12.1.2012).