

TBB Dergisi 2016 (125)
Hasan DURSUN
143
tahkim yoluna başvurulamayacağı esası benimsenerek o zaman geçer-
li olan Türk pozitif hukuk kuralına
112
aykırı kararlara yer verilmiştir.
Bunun üzerine yabancı yatırımcılar ülkeye yatırım yapmaktan vazge-
çerek tekliflerini geri çekmeye başlamış, altyapı ve stratejik yatırımlar
bakımından bir darboğaza girilmiştir.
Bunun üzerine tali kurucu iktidar 13 Ağustos 1999 tarihinde
Anayasa’nın 47. ve 125. maddelerinde değişikliğe giderek idari sözleş-
melerin ve bu meyanda imtiyaz sözleşmelerinin özel hukuk hükümle-
rine tabi tutulabileceğini ve söz konusu sözleşmeler bakımından ulu-
sal ve uluslararası tahkimin geçerli olduğu esasını benimsemiştir. 4501
ve 4686 sayılı Kanunlarda ise yabancılık unsuru alabildiğince geniş
tanımlanarak hemen her imtiyaz sözleşmesinde uluslararası tahkime
başvurma olanağı alabildiğince genişletilmiştir. Söz konusu genişleme
sonucu Türk mahkemelerinin yargılama yetkisi ulusal ve uluslararası
tahkim karşısında önemli ölçüde daralmıştır.
113
13 Ağustos 1999 tarihinde Anayasa’nın 47. maddesinde yapılan de-
ğişiklikle imtiyaz sözleşmelerinin özel hukuk hükümlerine tabi tutu-
labileceğinin belirtilmesi ek bir takım sorunlara da yol açmıştır. Ulusal
veya uluslararası yatırımcılardan dahi böyle bir talep gelmeden imti-
yaz sözleşmelerinin özel hukuk hükümlerine tabi tutulabilmesi idare
hukukunu adeta dinamitlemiş ve idari sözleşmeleri bağlamından ko-
partmıştır. Nitekim Ulusoy’un belirttiği üzere imtiyaz sözleşmelerinin
özel hukuk hükümle bağlı olabilmesi, Türk pozitif hukukunda idari
sözleşmelerin ölçütünü ortadan kaldırmış, kamu hizmetlerinin temel
ilkeleriyle çelişmiş ve kamu hukuku ile özel hukuk arasındaki hassas
“denge” (balance) bozulmuş ve hukuksal bir kargaşa ve karmaşaya
düşülmüştür.
114
İdare hukuku açısından görülen bütün bu olumsuz durum-
lar olmasa bile İmtiyaz işleri bakımından
salt bu alana özgü
olan
ve ismi “Kamu Hizmetlerinin Özel Kişiler Tarafından Yetkilendirme
112
Anayasa’nın 90. maddesinin son fıkrasına. Zira bu fıkranın ilk iki tümcesinde;
usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş bulunan milletlerarası andlaşmala-
rın kanun hükmünde olduğu, bunlar hakkında Anayasa’ya aykırılık iddiası ile
Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağı hükmü değiştirilmeksizin muhafaza
edilmiştir.
113
Krş. Gözler, s. 18.
114
Konu hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Ulusoy, 69-74.