

Yargıtay Kararlarında Töre Saikiyle Öldürme Suçu
132
karşıya kaldığında, toplumda kabul gören, ancak doğruluğu tartışıl-
mayan popüler verilerden yola çıkarak sorunu tanımlamaya çalışacak,
kendisine en basit gelen ve kabul gören tanımı tercih edecektir. Daha
zor olan, sorunun kaynağını teşkil eden, ancak çözüme katkısı zaman
alacak asıl faktörlere hitap etmeyi tercih etmeyecektir.
Ancak bu basit tercihin bile kendi içinde tutarsızlıkları vardır.
“Aile meclisi kararı” deyimi, adından da anlaşılacağı üzere, üç temel
unsurdan oluşan çeşitli varsayımlara dayanır. Aile, meclis ve karar.
Yukarda belirtildiği üzere, “aile meclisi kararı ölçütü” öncelikle “geniş
aile” varsayımına dayanmaktadır. Oysa tek ebeveynli aile, aynı cinsi-
yete dayalı evliliklerin oluşturduğu aile gibi, farklı aile tanımlamaları
da vardır. Sadece çocuk ve babadan oluşan ya da kız ve erkek kardeş-
ten oluşan bir ailede, babanın veya erkek kardeşin iradesinin kızını
veya kız kardeşini öldürmek yönünde tecelli ettiğini varsayalım. Bu-
rada gerçekleşen öldürme eylemi bireysel bir iradeyi yansıtmakta olup
kolektif bir iradeyi yansıtmaz. Bu durumda, yine bir kararın varlığın-
dan söz edilebilir mi? Yine “karar” aynı amaca yönelik birden fazla
iradenin uzlaşması üzerine meydana gelir. O halde ölüm mevzusunu
konuşmak üzere toplandığı iddia edilen meclisin uzlaşması oy çok-
luğu ile olacaksa, karara katılmayanların hukuki statüsü ve sorum-
luluğu ne olacaktır? Ya da karar alma sürecine katılma hakkı olduğu
düşünülen kişilerin her birinin oyu eşit midir? Aşiretin, grubun veya
topluluğun tüm üyelerinin karşı yönde görüş bildirmesine rağmen, li-
derin öldürme yönünde görüş bildirmesi halinde ne olacaktır? Bu du-
rumda, halen bir kararın varlığından bahsedilebilir mi? Yoksa tek kişi-
nin iradesi, aile meclisi kararı olarak mı kabul edilecektir? Karar alma
sürecine katılabileceği düşünülen kişiler kimlerden oluşmaktadır? Bu
kişiler nasıl bir mecliste veya süreçte karar alacaktır? Karar herkesin
huzurunda mı alınacaktır? Bu sorular, sadece “aile meclisi kararı” te-
riminden yola çıkılarak farkına varılabilecek mantıki tutarsızlıklara
ilişkin olup hukuki açıdan da bir çıkmaza işaret etmektedir. Nitekim
aile meclisinde kararların her zaman oy birliği ile alınmadığı, aile üye-
lerinden bazılarının kararlara karşı çıktığı,
16
bu akrabaların sorumlu-
16
Yargıtay
1.CD.’nin 08.04.2009 tarih ve 2009/2339 E, 2009/1937 K sayılı kararı
Yargıtay 1. CD.’ nin 01.02.2010 tarih ve 2009/8861 E, 2010/605 K sayılı kararı
Yargıtay
1.CD.’nin 30.01.2009 tarih ve 2008/10901 E, 2009/293 K sayılı kararı