

155
TBB Dergisi 2017 (131)
Hasan DURSUN
getirmeksizin, burjuva toplumunun bütün yaşamı üzerinde tekellerin
egemenliğini artırdığını ifade etmektedir. Yazar, üstelik bu durumun,
sınıf çıkarlarını uzlaştırmak, emekle sermaye arasında bir uyum yarat-
mak şöyle dursun emek ile sermaye arasındaki, ulusun çoğunluğu ile
tekel sahipleri arasındaki uçurumu gittikçe derinleştirdiğini vurgula-
maktadır.
88
Arzumanyan, burjuva devletinin, çeşitli ekonomik önlemleri alır-
ken sosyal “lafebeliğine” (demagojiye) geniş ölçüde başvurduğunu,
faaliyetini sınıflar üstü bir görünüşe büründürmeye çalıştığını, işçi sı-
nıfına ve demokratik halk tabakalarına bazı tavizler vermek zorunda
kaldığını belirtmektedir. Yazar, bütün bunların tek amacının; kamuo-
yunu şaşırtıp aldatarak genel refah devleti, sınıfların kaldırılması, gelir
dağılımının adil bir hale getirilmesi gibi konularda burjuva ideologla-
rının gevezeliklerine yeni bir şekil vererek kapitalist rejimi kurtarmak
olduğunu ifade etmektedir. Yazar, gerçekte ise emperyalist devletin
güttüğü politikanın, yalnızca, zenginleşmesini kolaylaştırdığı mali oli-
garşinin çıkarlarına yaramakta olduğunu savunmaktadır.
89
Arzumanyan; tekelci devlet kapitalizminin, tekellerin egemenliği
ve muazzam gücünün, halk kitlelerinin felaketlerinin, yoksulluğunun,
yoksunluklarının, savaşların ve dünyayı sarsan derin siyasi ve sosyal
çelişmelerin tek kaynağı olduğunu açıkça ortaya koyduğunu ifade et-
mektedir. Yazar, bu bakımdan tekellerin, toplumun gittikçe genişle-
yen tabakalarının ve halkın tümünün kendilerine karşı ayaklandıkla-
rını gördüklerini ifade etmektedir.
90
Arzumanyan, Lenin gibi kapitalist düzenin güçlü icra eğilimi ta-
şıdığını ima etmekte, savaşı ise açık ve kesin bir şekilde körüklediği-
ni savunmaktadır. Daha açık bir deyişle yazar, devlet kapitalizminin
gelişmesinin, kapitalizme siyasi ve ekonomik kararlılık getirmediğini,
tersine II. Dünya Savaşından beri kapitalizmin kararsızlığının önemli
ölçüde arttığını, bu rejimin, kısmi ve geçici olsa da bir kararlılık sağ-
layamayacağını gösterdiğini ifade etmektedir. Yazar, burjuva kuram-
cılarının, gerçeğin bir başka tablosunu çizmeye uğraştıklarını, tekelci
devleti öven ve savaştan bu yana kapitalist ülkelerin üretiminde bir
88
Arzumanyan, s. 50.
89
Arzumanyan, s. 50-51.
90
Arzumanyan, s. 51.