

162
(Marksist Kuram Açısından) Kapitalist Düzende İdare Hukuku ve Kuramın Görüşlerinin ...
çekte hukuk uygulayıcılarının, kullandıkları kavramların, yalnızca saf
mantığın dünyasındaki yerini değil, özellikle bu haksız dünyadaki ke-
sin pratik değerini de akıllarıyla olmasa da en azından sezileriyle fark
edeceklerini, en tuhaf düşlerin bile gerçekliğe dayanması gibi hukuk-
çuların devletinin de ideolojik doğasına rağmen nesnel bir gerçekliğe
bağlı olduğunu, bu gerçekliğin her şeyden önce, tüm maddi ve insani
unsurlarıyla devlet aygıtının kendisi olduğunu ifade etmektedir.
102
Pašukanis, burjuvazinin, devletin hukuksal kavranışını, kuramla-
rının temeline yerleştirdiğini ve uygulamaya taşımış olduğunu, bunu
da ünlü “olduğu kadar” ilkesini gözeterek yaptığını ifade etmekte-
dir.
103
Bu bağlamda Pašukanis, diğerlerinden çok daha önce dünya
pazarında egemenliğini sağlayan ve ada ülkesi olması sayesinde ken-
disini güvende hisseden İngiliz burjuvazisinin “hukuk devleti” ilkesi-
ni gerçekleştirmekte diğer burjuvazilerden daha ileri gittiğini, iktidarı
kullananların rollerini, bir başka deyişle, nesnel bir kuralı somutlaş-
tırma rollerini aşmamaları için en etkili güvencenin devlet iktidarı ile
tekil özneler arasındaki ilişkilerde hukuksallık ilkesinin en sistemli
gelişiminin devlet organlarının burjuvazi dışındakilere bağımsız bir
mahkemenin yargı yetkisine tabi olması ile sağlandığını belirtmekte-
dir. Yazar, Anglosakson dizgesinin, burjuva demokrasisinin bir çeşit
kutsanması olduğunu, ancak burjuvazinin farklı tarihsel koşullarda en
kötü olasılıkla “mülkiyetin devletten ayrılması” veya “Sezarcılık” ola-
rak nitelendirilebilecek bir sistem ile yetinmeye de hazır olduğunu, bu
durumda içeride işçi sınıfına karşı bir çizgi ve dışarıda da emperyalist
politika izleyen yönetici hizbin sınırsız baskıcı keyfi yönetimi ile gö-
rünüşte “kişinin kendi kaderini özgürce belirlemesi” için sivil hayatta
gerekli alanı yarattığını ifade etmektedir. Pašukanis, Kotljarevski’nin
“özel hukukun bireyciliği, genel olarak sivil istibdatla uyumludur.
Fransız Medeni Kanunu devlet düzeninde, siyasal özgürlüğün eksik
olduğu ve ayrıca bu özgürlüğe karşı, 18 Brumaire’de açıkça ortaya
çıkmış bir ilgisizliğin görüldüğü bir dönemde doğmuştur. Böylesi bir
özel hukuk özgürlüğü, sadece çeşitli devlet faaliyetleri ile uyum sağ-
lamakla kalmaz ayrıca bu faaliyetlere belirli bir yasallık niteliği de ve-
rir.” sözünün isabetli olduğunu belirtmektedir.
104
102
Pašukanis, s. 152.
103
Pašukanis, s. 154.
104
Pašukanis, s. 154 dn. 21.