

186
Terörle Bağlantılı Zararlardan Dolayı İdarenin Sorumluluğu
lere göre dava açma sürelerini durdurur” hükmünü içeren 6. madde-
sinin son fıkrasıdır ve hem ön karar, hem de idari itirazlar bakımından
bu Kanun ile İYUK arasında genel-özel norm ilişkisine ilişkin bir hü-
küm yoktur. Benzer iki düzenleme Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu
ile Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu’nda da vardır
ve bu hükümler nedeniyle bu kurumlara yapılan başvuruların zorun-
lu olduğunu kabul etmek de mümkün değildir.
55
Bu nedenle, terörle
bağlantılı olarak kurulan bir işlem nedeniyle zarar doğduğu takdirde
genel hüküm niteliğinde olan İYUK 12. maddesi uyarınca doğrudan
tam yargı davası açılması mümkündür. Ancak, zarar gören sulh yo-
luna başvurmak istediği takdirde dava açma süresi içinde 5233 sayılı
Kanun uyarınca başvuru yapabilecektir.
Kanun kapsamında idari bir eylem söz konusu olduğunda da
5233 sayılı Kanun’un İYUK 13’de öngörülen başvuru yolunun uygu-
lanmasını engelleyip engellemediği, yani, terörle bağlantılı bir zarar
söz konusu ise mutlaka 5233 sayılı Kanun’un işletilmesinin zorunlu
olup olmadığı değerlendirilmelidir. Kanunda 5233 sayılı Kanun ile
İYUK arasında genel-özel kanun ilişkisine dair bir ifade bulunmadığı
gibi iki kanunda düzenlenen işlem türleri arasında bazı farklar var-
dır. İYUK 13’te düzenlenen ön karar zorunluluğu bir idari işlem ku-
rulmasına ilişkinken 5233 sayılı Kanun’da yer alan sulhname aşağıda
değinileceği üzere iki taraflı bir özel hukuk sözleşmesi niteliğindedir.
Ayrıca, 5233 sayılı Kanun’un sadece belli türde maddi zararları içer-
mesi, hatta bu Kanuna göre ödenebilecek maddi zararlarda da belli
bir sınır getirilmiş olması İYUK 13 ile 5233 sayılı Kanun’a göre yapıla-
cak başvurunun genel hüküm-özel hüküm niteliğinde olmasını engel-
leyecek niteliklerdir. Zaten genel hükümlere göre dava açılamayaca-
ğının kabulü İYUK 13’teki sürenin bir yıl olması karşısında 5233 sayılı
Kanun’da belirlenen başvuru süresinin altmış gün olması nedeniyle
hak arama özgürlüğünde önemli bir sınırlama anlamına gelecektir;
bu tür bir sınırlamanın yorum yoluyla getirilmesi ise yasallık ilkesiy-
le bağdaşmayacaktır. Buna karşılık, Danıştay’ın 5233 sayılı Kanun’un
55
Çok benzer bir hüküm Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 17/8 maddesi-
ne göre, “Dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava
açma süresini durdurur”. Benzer şekilde Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu
Kanunu’nun 17/3 maddesine göre, “Dava açma süresi içinde Kuruma yapılan
başvurular işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur”.