

346
Osmanlı Devleti’nde Kadınların Mülkiyet Hakları ve Karşılaştıkları Hukuki Sorunlar
yargılama kocanın lehine sonuçlanmıştır.
44
Bu dava ilgi çekici boyutla-
rı olan bir mülkiyet davasıdır. Koca karısının hatırı sayılır kıymetteki
taşınmazına el koymuş, kadının şikâyetine rağmen zamanaşımına da-
yanarak Sallum Hatun’un mallarını iade etmemiştir. Amasya şer’iye
sicilinde yer alan bir örnekte ise Kayacık karyesinden Havva Mehmet’i
kendisine ait eve el koyduğu gerekçesi ile dava etmiş, Mehmet ise evi
kocası Hacı Bey hayatta iken Havva’nın kendisine 41 esedî kuruşa sat-
tığını ve bedelini kocasına teslim ettiğini iddia etmiş, bu iddiasını şa-
hitlerle de ispatlayınca mahkeme Havva’yı haksız bulmuştur.
45
Kadınların haksızlığa uğradıklarında kullandıkları metotlardan
birisi de İstanbul’a padişahın divanına şikâyet dilekçesi yazmaktır.
46
44
Bahçeci, 35 Numaralı Antakya Şer’iyye Sicili, s.250-251; aynı sicildeki bir başka
örnekte Okçular karyesinde Ömer isimli şahıs ölünce mirası karısı Meryem, oğul-
ları Mehmet ve Hanefî, kızları Sultan ve Fatma’ya kalmıştır. Ancak kız kardeşler
paylarını vermedikleri gerekçesiyle erkek kardeşlerini dava etmişlerdir. Erkek
kardeşleri babalarının ölümünden önce zeytinlik, 26 adet incir ağacı ve 4 öküzünü
kendilerine sattığını iddia etmişler ve mahkeme kendilerini haklı bulmuştur, s.
479-480.
45
Züleyha Tanır, Amasya 23 Numaralı Şer’iyye Sicili, (H.1112-1113/M.1700-
1702),(İnceleme -Metin), Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversi-
tesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2012, s. 177-178; aynı sicilde Emi-
ne isimli kadın kocasının ölümünden sonra anne baba bir erkek kardeşi İbrahim
Beşe’nin kocasının terekesinde yer alan evlere ve eşyalara el koyduğunu söyleye-
rek dava etmiş, ancak mahkeme İbrahim Beşe’yi haklı bulmuştur, s. 184-185.
46
Osmanlı Devleti’nde başlangıçta şikâyet dilekçeleri Mühimme ve Ahkâm Defter-
lerine kaydedilmiştir. Bu iki defter türü doğrudan şikâyet dilekçeleri ve verilen
hükümler için tutulan defterler olmayıp, diğer konuların yanında şikâyetlerin
de kaydedildiği defterler olmuştur. 17. Yüzyılın ortalarına gelindiğinde Divan-ı
Hümayun’un iş yükü iyice artmıştır. Buna bağlı olarak Divan bürolarında da
ihtisaslaşmaya gidilmiştir. Bu çerçevede 1649 yılında yeni bir defter türü olarak
şikâyet defterleri ortaya çıkmıştır. Şikâyet Defterleri önceki defterlerden fark-
lı olarak sadece kişisel şikâyetlerin kaydedildiği defter serisi olmuştur. Şikâyet
Defterlerinde şahısların her konudaki şikâyetleri konu ayrımı yapılmadan yer
almıştır. 1742 yılında Divan bürolarının iş yükünün daha da artmasıyla şikâyet
defterleri ile ilgili yeni bir uygulamaya geçilme ihtiyacı doğmuştur. Yeni uygu-
lamayla şikâyet defterleri eyaletlere göre düzenlenmiş, böylelikle eyalet ahkâm
defterleri ortaya çıkmıştır. Şikâyet defterlerinin devamı olan bu defterler içerik
olarak şikâyet defterleri ile belirgin bir farka sahip değildir. Bu defter serisi II.
Meşrutiyet dönemine kadar devam etmiştir, Halil İnalcık, “Şikâyet Hakkı: Arz-i
Hâl ve ‘Arz-i Mahzar’lar”, Osmanlı’da Devlet, Hukuk, Adâlet, Eren Yayıncılık,
İstanbul 2005, s. 49-51; Murat Tuğluca, “Balkan Tarihi Araştırmalarında Şikâyet
Ahkâm Defterleri: 1 Numaralı Rumeli Ahkâm Defteri Örneğinde (1742-1743), Bal-
kan Tarihi Araştırmalarında Metodolojik Yaklaşımlar, (Editör: Abidin Temizer), ,
Libra Kitap, İstanbul 2014, s. 233-234; Ramazan Günay, “Osmanlı Arşiv Kaynak-
ları İçerisinde Ahkâm Defterleri: Gelişim Seyri, Muhtevası ve Önemi”,
Süleyman
Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi
, Yıl: 2013/1, Sayı:17, s. 12-16,