

TBB Dergisi 2012 (98)
Ş. Berfin IŞIK YILMAZ
397
IV. Aydınlatma Yükümlülüğünün Sınırı
Aydınlatma yükümlülüğü hastanın durumuna göre daralıp geniş-
leyebileceği gibi ortadan kalkması da söz konusu olabilecek nitelikte
olup hasta aydınlatılırken somut olayın özellikleri göz önüne alına-
caktır. Bu da hastanın, ortalama ve makul düzeyde bir insan olduğu
dikkate alınarak yapılacak aydınlatma şeklinde olacaktır.
Aydınlatmanın sınırı belirlenirken hastanın sosyal, ruhsal, kül-
türel yaşam düzeyi, içinde bulunduğu şartlara göre belirlenmelidir.
31
Ancak teşhis ve tedavi bulguları, tedavinin başarı şansı, süresi, hatta
seçilen tedavi dışındaki başka tedavi seçenekleri bunların neden uy-
gulanmayacağı
32
, seçilen ve seçilmeyen yöntemler
33
, olası tehlikeler ve
riskler, müdahale sonucunda hastanın çekeceği acılar ve ağrılar tam
olarak hastaya bildirilmelidir
34
.
Y4.HD 1977/2541 s. kararında; “…
Davalının, rızasının bulunduğu
kabul edilse dahi az yukarıda açıklanan şekilde muayenenin muhtemel sonuç�
ları, riski davacıya bildirilmemiştir. Bu yönün ispatı davalı doktora düşer.
Çünkü bu tür muayenelerde bazen kızlık zarının bozulabileceği tıbbi adli ra�
porunda açıklanmıştır. Diğer bir deyimle bu muayene sonunda her halde kızlık
zarının bozulacağı tıbben kabul edilmemiştir. O halde nadiren de olsa bu böyle
bir sonucun yani riskin meydana geleceği açık olarak davacıya bildirilmeliy�
31
Bayraktar, Köksal, Hekimin Tedavi Nedeniyle Cezaî Sorumluluğu, İstanbul 1972,
s. 128 ;
“hekim, hastanın kültürel, toplumsal ve psişik durumunu göz önünde tutarak
bilgilendirme yapmalıdır”
32
Y10.HD 2003 / 4421 sy. kararı;
“…Tedaviyi uygulayan doktorun, sigortalının geçirdiği
kaza nedeniyle oluşan yaralanmasında, öngörülen yöntemlerden daha tehlikeli ve sonu�
cundan emin olmadığı yönteme oranla riski daha az ve sonucundan emin olduğu yöntemi
seçme olanağı bulunmakla birlikte, bu konuda hastanın aydınlatılması, hastanın kararı
doğrultusunda tedaviyi sürdürme yükümlülüğü vardır”
33
Uygulamada seçilen tedavi yönteminin dışında seçilmeyen yöntemlerin hastaya
anlatılmasıyla pek karşılaşılmamaktadır. Bu açıdan aydınlatmanın tam olarak ya-
pıldığı kuşkuludur. Tabii ki bu kadar ayrıntılı aydınlatma, hastanın durumu göz
önüne alınarak yapılmalıdır.
34
Hekimlik Meslek Etiği Kuralları m. 26:
“Hekim hastasını, hastanın sağlık durumu ve
konulan tanı, önerilen tedavi yönteminin türü, başarı şansı ve süresi, tedavi yönteminin has�
tanın sağlığı için taşıdığı riskler, verilen ilaçların kullanılışı ve olası yan etkileri, hastanın
önerilen tedaviyi kabul etmemesi durumunda hastalığın yaratacağı sonuçlar, olası tedavi seçe�
nekleri ve riskleri konularında aydınlatır. Yapılacak aydınlatma hastanın kültürel, toplumsal
ve ruhsal durumuna özen gösteren bir uygunlukta olmalıdır. Bilgiler hasta tarafından anlaşı�
labilecek biçimde verilmelidir. Hastanın dışında bilgilendirilecek kişileri, hasta kendisi belirler.
Sağlıkla ilgili her türlü girişim, kişinin özgür ve aydınlatılmış onamı ile yapılabilir. Alınan
onam, baskı, tehdit, eksik aydınlatma ya da kandırma yoluyla alındıysa geçersizdir….”