

TBB Dergisi 2012 (102)
Mustafa ÜNLÜTEPE
191
teminatın kapsamına dâhil olduğu belirtilmektedir
72
. Doktrinde ileri
sürülmekte olan bir görüş
73
, hükümde düzenleme altına alınmış bu-
lunan faizin, sözleşmesel faiz olması nedeniyle, bu faizin, anapara fa-
izi olabilmesi yanında, oranı kanun hükmü ile tayin edilmiş bulunan
orandan daha fazla kararlaştırılan temerrüt faizi de olabileceğini; aynı
şekilde, kararlaştırılan anapara faizi oranının kanuni temerrüt faizi
oranından fazla olduğu halde, bu oran, temerrüt faizine de uygulana-
cağından, anapara faizi ve temerrüt faizinin sözleşmesel faiz niteliği
taşıyacağını ifade etmektedir. Bir diğer görüş
74
ise burada düzenlenen
faizin anapara faizi olduğunu benimsemektedir.
Kanaatimizce, TMK m. 875/1 b. 3 hükmünde belirtilen faiz, ana-
para faizidir. Yukarıda ifade edilmiş olduğu üzere, ticari olmayan tü-
ketim ödüncü sözleşmesinde, anapara faizinin talep edilebilmesi için
taraflarca kararlaştırılmış olması gerekir. Ancak gerek temerrüt faizi,
gerekse de ticari tüketim ödüncü sözleşmesindeki anapara faizi, ka-
nuni faiz niteliğindedir. Nitekim her iki halde de sözleşme ile karar-
72 Gürsoy, Eren, Cansel, s. 1026; Köprülü, Kaneti, s. 285; Oğuzman, Seliçi, Oktay-Öz-
demir, s. 759; Ayan, s. 156; Akipek, Akıntürk, s. 758; Sarı, s. 975; “… Davacı ban-
kanın müflis şirketten alacağı gayrimenkul ipoteği ile teminatlı olup, davacı bu
alacağını işleyen faizi ile birlikte masaya rüçhanlı alacak olarak kaydını istemiş-
tir. Kaydı istenen alacak ve faiz tutarı, ipotek limiti içinde bulunduğu halde İflas
İdaresi, iflas tarihinden sonra işleyen faizleri reddedip, iflas tarihi itibariyle ger-
çekleşen davacı alacağını masaya rüçhanlı olarak kaydetmiştir. İflas İdaresi, iflas
tarihinden sonra işleyen faizleri kapsamında kalan rehinsiz alacaklarla ilgilidir.
Oysa dava alacağı gayrimenkul rehinlidir. İİK. nun 195. maddesinde açıklandığı
üzere alacağı gayrimenkul rehni ile temin edilmiş alacaklar bu maddenin uygula-
ması dışında bırakılmışlardır. Aynı şekilde 195. madde kapsamındaki alacakların
faizlerine ilişkin düzenlemede bulunan 196. madde hükmü de, ipotek ile temin
edilmiş faiz alacaklarını kapsamı dışında bırakmıştır.
Alacakları gayrimenkul rehni ile temin edilmiş alacaklıların, o gayrimenkulun sa-
tılacak bedeli üzerinde rüçhan hakları bulunduğu İİK. nun 206/1. maddesinde
kabul edilmiş ve aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise rehnin faiz ve teferruatına
şümulü, Medeni Kanunun gayrimenkul rehnine müteallik hükümlerine göre ta-
yin edileceği hükmedilmiştir. Medeni Kanunun 790/3. maddesinde gayrimenkul
rehninin alacaklısına sağladığı güvenceler kapsamında, iflasın açılması tarihine
kadar işleyen faizler ile iflasın açılmasından sonra rehnin satışına kadar işleyecek
faizleri de kabul etmiştir.
Bu durumda, rehinle temin edilmiş alacağın, rehnin satışına kadar işleyecek fa-
izinin de o gayrimenkulun bedeli üzerinde rüçhaniyeti vardır. O halde, davacı
bankanın talebine konu ve ipotek limiti içinde kalan faiz alacağının da rüçhanlı
alacak olarak kabulü gerektiği gözetilmeden…” Yargıtay 19. HD, E. 1992/7716, K.
1992/4727, T. 5. 10. 1992; Kazancı İçtihat Bankası.
73 Sarı, s. 975; Oğuzman, Seliçi, Oktay-Özdemir, s. 758, dn. 180.
74 Helvacı, İpotek Hakkı, s. 151; Altay, Eskiocak, s. 92.