

Adi ve Resmi Senette Sahtelik İddiasının Hukuk Davalarına ve İcra Takiplerine Etkisi
184
diğer sebeplerden ayrı değerlendirilmesi zorunludur. Sahtelik iddia-
sının icra takibine etkisi, itfa, ibra, takas gibi özel hukuk kaynaklı bor-
cu sona erdiren sebeplerle aynı koşullara tabi kılınırsa, sahtelik iddia-
sının kamu hukuku boyutu dikkate alınmamış olur. Çünkü borçlu
sahtelik iddiasında bulunmakla hem senedin borç doğurmadığını
ileri sürmekte hem de karşı tarafın suç işlediğini iddia etmektedir.
Kaldı ki, ödeme veya takas gibi borcu sona erdiren sebeplerden biri-
nin varlığı halinde, borçlunun icra takibinden önce menfi tespit dava-
sı açarak teminat karşılığında takibi durdurma ihtimali vardır
(İİK.m.72/2). Sahtelik iddiasının İİK.m.72 hükmünün kapsamına gir-
diği ve ancak bu hükümde belirtilen şartların varlığı halinde icra ta-
kibini durdurabileceği kabul edilirse, borçlu aleyhinde sahte bir senet
düzenlendiğinden haberdar olamayacağı için, çoğunlukla takip baş-
ladıktan sonra menfi tespit davası açmak zorunda kalacak ve ancak,
takibe konu alacağın %115’i tutarında teminat yatırmak suretiyle satı-
şı durdurabilecektir. Borçlu bu kadar yüksek miktarda teminatı geti-
remediği takdirde ise, sahte bir senede dayanarak mallarının hacze-
dilip satılmasına katlanmak zorunda kalacaktır (İİK.m.72/3).
57
Borçlunun sahte olduğunu iddia ettiği bir senede dayanarak başlatı-
lan takibi durdurabilmek için böylesine ağır şartlar altında bırakılma-
sı, sahtelik iddiasının kamu hukuku boyutunun göz ardı edilmesine
neden olacaktır. Ayrıca, sahtelik davası açılırken gider avansı ve nispi
harç yatırılır, borçlu davayı kaybederse yargılama giderlerine katlan-
57
Benzer gerekçe için bkz. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 19.02.2015 tarihli kara-
rında üye M. Uslu’nun karşı oy yazısı : “…Şartları oluşmasına rağmen HMK.’nun
209 maddesinin takip hukukunda uygulanmaması halinde borçlu ancak İİK.’nun
72/3.maddesi gereğince icra kasasına yüklü miktarda para yatırarak icra vezne-
sindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. Bu uygulama da 2011 yılında
yürürlüğe giren yasanın borçluya tanıdığı hakların ortadan kaldırılması sonucu-
nu doğurur. Borçlunun ekonomik durumu zayıf ise tamamen korunaksız olduğu
için takip işlemleri sonuna kadar gidecek, haczi kabil malları, hak ve alacakları
elinden çıkacak, ceza mahkemesinin senedin iptali kararı kesinleştiğinde kötü
niyetli takip alacaklısına zararını telafi ettiremeyecektir. Çünkü kötü niyetli ala-
caklının haczi kabil hak ve alacağına ulaşılamayacaktır. Bu husus göz göre göre
borçlunun haksızlığa uğramasına sebep olacağı için hukuka aykırı olacaktır. Se-
nette sahtecilikten dolayı dava açıldığında HMK.’nun 209.maddesi gereğince taki-
bin olduğu yerde durdurulması halinde ise bu aşamaya kadar borcu karşılayacak
miktarda hak ve alacak haczedileceği, alacak tahsil edilene kadar faiz işletileceği
için alacaklının alacağına geç kavuşmaktan başka zararı olmayacaktır…” (12. HD.
2014/26221 E. 2015/3195 K. 19.02.2015 T.,
www.legalbank.net).