

TBB Dergisi 2016 (125)
Hasan DURSUN
135
özel kişilere devri konusunda doğrudan bir sonuç çıkarmak olanak-
sızdır. Gerçekten de Anayasanın 5. maddesinde ulusal güvenlik ve
kamu düzeninin sağlanması, 36. ve 40. maddelerinde adalet hizmet-
lerinin sağlanması, 56. maddesinin 2. fıkrasında çevreyi geliştirmek,
çevre sağlığını ve çevre kirlenmesini önlemek, 169. maddesinde or-
manların korunması ve geliştirilmesi, 41. maddesinin son fıkrasın-
dan çocukların korunması, 61. maddesinin 4. fıkrasında korunmaya
muhtaç çocukların korunması, 61. maddesinin 2. fıkrasında engellile-
rin 3. fıkrasında yaşlıların korunması, 63. maddesinde tarih, kültür ve
doğal varlıkların korunması, 64. maddesinde sanatın ve sanatçıların
korunması Anayasa tarafından zorunlu tutulan kamu hizmetleri ni-
teliği taşımaktadır. Anayasa’nın 42. maddesinde eğitim ve öğrenim,
56. maddesinde sağlık hizmetleri, 60. maddesinde sosyal güvenlik, 167.
maddesinin 1. fıkrasında piyasalarda kartelleşme ve tekelleşmenin ön-
lenmesi hizmetleri bakımından devlete düzenleme ve denetim sağla-
ma ödevi yüklemektedir.
İşte Anayasa’da düzenlenen kamu hizmetlerinin özel kesime
devri konusunda açık bir düzenlemenin bulunmamasından dolayı
bu konu öğretide yoğun tartışmalara yol açmıştır. Karahanoğulları,
devlet olanaklarının sınırlılığı
97
nedeniyle anayasal kamu hizmetle-
rinin “zorunlu kamu hizmetleri” niteliğini kazanamadığını, Fransız
hukukunda, en azından devletin egemenlik yetkisini kullandığı, bi-
rinci tip anayasal kamu hizmetleri için kabul edilen özel kesime dev-
redilmezlik özelliğinin hukukumuzda kabul edildiğine ilişkin her-
hangi bir içtihadın bulunmadığını belirtmektedir. Yazar, saptanacak
anayasal kamu hizmetlerinin devlet tekelinde olduğuna, özel sektöre
kapalı bulunduğuna ilişkin bir kural da bulunmadığını, bu bağlamda,
hukukumuzda “anayasal kamu hizmetleri” kategorisinin kabulünün
pratik sonucunun, özellikle, özel sektör tarafından da yerine getirilen
kimi faaliyetlerin, kamu hizmeti niteliğine ilişkin açıklık getirmesinin
olabileceğini ifade etmektedir. Yazar, nelerin kamu hizmeti olduğu so-
özelleştirilmesinin, bunların yararlandıkları doğal zenginlik ve kaynakların işlet-
me hakkının belirli süreyle devri biçiminde olmasının zorunlu olduğu, bunların
işletme hakkının süresiz devri biçiminde özelleştirilmelerinin Anayasanın 168.
maddesine aykırı düşeceği belirtilmiştir.
97
Zira Anayasa’nın 65. maddesinde; Devletin, sosyal ve ekonomik alanlarda Anaya-
sa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek
mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getireceği ifade edilmiştir.