

221
TBB Dergisi 2017 (132)
Ayşe Seda GÜLSEVEN
kil edecek fiziksel veya psikolojik bir rahatsızlığın bulunmadığı tespit
edildiğinde, cinsel ilişki kurulamamasının sebepleri değerlendirilme-
lidir. Şayet kadının cinsel birliktelikten kaçındığı ispat edilirse, koca
tarafından açılan dava kabul edilebilir.
88
Kadının
vaginismus
hastalığı
varsa, boşanma için kadının tedaviden kaçındığının ispatı gerekir.
89
Evliliğin eşlere karşılıklı cinsel bir yükümlülük yüklediği, diğer bir ifa-
deyle cinsel ilişkinin evliliğin doğal ve beklenen gerekliliklerinden biri
olduğu konusunda bir tartışma olmadığından, Yargıtay’ın anılan mu-
hakemesinde de tartışılacak bir husus yoktur. Ancak Yargıtay’ın cinsel
ilişkinin kurulmadığının ve cinsel ilişkinin kurulamamasında kusurlu
olanın tespiti hususlarında izlediği yöntem, toplumsal cinsiyet rolleri-
nin güçlenmesine hizmet etmektedir.
Yargıtay’a göre, cinsel ilişki kurulamadığının tespitinde tanık an-
latımları yeterli değildir ve eşler arasında çekişme varsa rapor alınma-
88
“…
Toplanan delillerden tarafların 5 gün evli kaldıkları, davalı-davacı kadının
cinsel ilişkiden kaçındığı, tedavi yerine hocaya gittiği, ailesinin evde büyü olduğu
nedeniyle eşyalara su ve şeker serpip yakmaya çalıştığı ve eşinden tiksindiğini ve
sevmediğini söylediği, davacı-davalı kocanın ve ailesinin de bu olaylar nedeniyle
kadının bakire olmadığı yönünde beyanda bulundukları anlaşılmaktadır. Ger-
çekleşen bu duruma göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan
olaylarda davalı-davacı kadının diğer tarafa göre daha ağır kusurlu olduğu anla-
şılmaktadır.” Y
2.HD,12.12.2011, 2010/22518 E.-2011/21599 K.
89
“Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesinde ifadesini bulan evlilik birli-
ğinin temelinden sarsılması hukuksal talebine dayanılarak açılmış, davacı maddi
olay olarak eşinin “vaginismus” tabir edilen rahatsızlığı sebebiyle onunla cinsel
ilişkiye giremediğini göstermiştir. Davalıda “vaginismus” rahatsızlığının mev-
cut olduğu taraflar arasında bu sebeple cinsel ilişkinin gerçekleşmediği, davalı-
nın halen bakire olduğu alınan raporla belirlenmiş ise de, bu rahatsızlığın tedavi
edilebilir nitelikte olduğu sabittir. Davalının tedaviden kendi iradesiyle kaçındı-
ğına ilişkin bir delil getirilememiştir. Davacı, evlilik birliğini temelinden sarsa-
cak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek başkaca bir olgu ve delil
göstermemiştir. O halde mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken
yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi doğru bulunmamıştır.” Y 2. HD,
23.07.2009, 2008/12583 E.-2009/14812 K.
“Mahkemece, boşanmaya neden olan olaylarda davalı (kadın)`ın tamamen kusur-
lu olduğu kabul edilerek boşanmaya karar verilmiş ise de yapılan soruşturma ve
toplanan delillerden, davalı (kadın)`ın “vajinismus” hastalığının bulunduğu ve
evlilik birliği içerisinde tarafların bu nedenle cinsel ilişkiyi gerçekleştiremedikleri
anlaşılmaktadır. Tarafların 03.04.2012 tarihinde evlendikleri, davanın 11.07.2012
tarihinde açıldığı, tarafların yaklaşık 1 ay bir arada kaldıklarına göre bu süre cin-
sel ilişkiyi gerçekleştirmek için makul bir süre olmadığı gibi, davalı (kadın)`ın te-
daviden kaçındığına ilişkin bir delil de bulunmamaktadır. Gerçekleşen bu durum
karşısında davanın reddine karar verilmesi gerekirken boşanmaya karar verilme-
si doğru olmamıştır.” Y
2.HD,23.10.2014, 2014/9441 E.-2014/20641 K.